Özellikle sonbahar ve kış aylarında D vitamini daha fazla gündeme geliyor. D vitamini kemik sağlığından kasların normal çalışmasına ve bağışıklık sisteminin işleyişine kadar pek çok süreçte görev alıyor. Ancak ihtiyaç duyulan miktarı almak ile sürekli daha fazlasını almaya çalışmak arasında önemli bir fark bulunuyor.
Havaların soğumasıyla birlikte soğuk algınlığı vakalarının artmaya başlaması pek çok kişiyi vitamin kutularına yöneltiyor. Oysa mevsimin değişmesi tek başına vücudunuzdaki vitaminlerin bir anda tükendiği anlamına gelmiyor. Burada önemli olan sizin gerçekten neye ihtiyacınız olduğu. Beslenme düzeniniz, yaşınız, kullandığınız ilaçlar ve mevcut bir eksikliğinizin bulunup bulunmaması ihtiyaçlarınızı değiştirebilir. Bu nedenle arkadaşınızın kullandığı takviye sizin için de doğru seçim olmak zorunda değil.
D vitamininin bağışıklık sistemi içerisinde önemli görevleri bulunuyor. Aynı zamanda bağırsaktan kalsiyum emilimine yardımcı oluyor ve kemiklerin normal mineralizasyonunda rol oynuyor. Dolayısıyla eksiklik söz konusu olduğunda yeterli düzeye ulaşmak elbette önemli. Fakat tam da burada Müftüoğlu’nun uyarısını hatırlamak gerekiyor. D vitamini seviyesini ihtiyaçtan daha fazla yükseltmeye çalışmak sizi soğuk algınlığına karşı zırhlı hale getirmiyor. Takviyenin amacı eksik olanı tamamlamak.
Takviye kullanımındaki asıl tuzak bazen tek bir üründe değil, aynı anda kullanılan farklı ürünlerde saklanıyor. Sabah bir multivitamin, öğleden sonra kemik sağlığı için kullanılan başka bir ürün, akşam da ayrıca D vitamini aldığınızda aynı vitamin veya minerali birden fazla kaynaktan tüketiyor olabilirsiniz.
“Sonuçta vitamin, ne zararı olacak” düşüncesi özellikle yağda çözünen vitaminler söz konusu olduğunda iyi bir yaklaşım değil. Gereğinden fazla D vitamini takviyesi almak kandaki kalsiyumun aşırı yükselmesine neden olabiliyor. Bu durumda bulantı, kusma, kas güçsüzlüğü, susama ve sık idrara çıkma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Çok yüksek miktarlarda ve kontrolsüz kullanım böbrek taşından böbrek hasarına kadar daha ciddi sonuçlara da yol açabiliyor. D vitamini fazlalığının temel kaynağı da güneş değil, çoğunlukla aşırı takviye kullanımı oluyor.
Müftüoğlu’nun yaklaşımını günlük hayatta uygulamanın oldukça kolay bir yolu var. Elinize bir vitamin kutusu aldığınızda neden kullandığınızı, ne kadar kullandığınızı ve ne kadar süre kullanacağınızı bilmeniz gerekiyor. Bu üç sorudan herhangi birinin cevabı “bilmiyorum” ise biraz düşünmekte fayda var. Takviyeyi yalnızca kış geldiği için veya çevrenizde herkes kullanıyor diye almak yerine gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını bilerek hareket etmek çok daha mantıklı.
Havalar soğuduğunda kendinizi korumak istemeniz son derece doğal. Fakat mutfak tezgahını vitamin kutularıyla doldurmak sizi otomatik olarak soğuk algınlığından koruyan bir kalkan oluşturmuyor. Eksikliğiniz varsa tamamlamak, doktorunuz belirli bir takviye önerdiyse doğru doz ve sürede kullanmak işin önemli kısmı. Bunun ötesinde ise Müftüoğlu’nun uyarısı oldukça net bir mesaj veriyor. Sağlıklı yaşamı kapsüllere teslim etmeyin. Çünkü vitaminlerde de “daha fazla” her zaman “daha iyi” anlamına gelmiyor.

