Hafta sonu öğleye kadar uyuyan gençler, biyolojik saatleri açısından İstanbul ile Tokyo arasında uçuş yapmış üzere bir vakit dilimi şokuna maruz kalıyor. İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nden Dr. Hannah Ravenhall ve Dr. Sarah Chellappa’nın 18 bağımsız çalışmayı incelediği araştırma, bu ritim farkının iki saati aştığı durumlarda gençlerde anksiyete seviyesinin önemli oranda tırmandığını kaydetti.
“SOSYAL JET-LAG” KAYGIYI TIRMANDIRIYOR
Vücudun biyolojik saati ile günlük hayatın dayattığı saatlerin uyuşmazlığı son yıllarda direkt akıllı telefonların yatak odalarına girmesiyle derinleşti. İngiltere merkezli Sleep Medicine Reviews mecmuasında yayımlanan ve 235 bini aşkın genci kapsayan çalışmada hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku mühleti farkının gençlerde tasa bozukluklarını bariz biçimde artırdığı tespit edildi.
Sorunun merkezinde gece boyunca kullanılan telefon ekranları yer alıyor. Gençlerde uyku hormonu melatonin, yetişkinlere kıyasla daha geç salgılanıyor. Bu durum, akıllı telefonların hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte denetimsiz bir noktaya savruluyor. Telefon ekranlarından yayılan mavi ışık, beyindeki uyku merkezini direkt yanıltarak melatonin üretimini baskılıyor.
Ayrıca geç saatlere kadar süren mesajlaşmalar ve sosyal medyanın sunduğu sonsuz içerik döngüsü hesaba katıldığında uykuya dalış saatleri sabahı buluyor. Hafta boyunca her gece ekranda birkaç saat geçiren genç bireyin üzerinde ağır bir uyku borcu kalıyor.
Gençleri gece uyanık tutan tek şey ekranın parlaklığı değil. Psikolojide Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (FOMO) olarak isimlendirilen anksiyete çeşidi de değerli rol oynuyor. Geç saatlerde bir paylaşıma anında cevap verememe tasası, beynin ödül düzeneği olan dopamini daima tetikte tutuyor.
Uzmanlar, gençlerin bildirim sesini duymasa bile “Acaba bir şey mi oldu?” tasasıyla derin uyku evresini felç ettiğini vurguluyor.
UZMANDAN KRİTİK UYARILAR
Sosyal Jet-Lag kavramını literatüre kazandıran Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden Prof. Dr. Till Roenneberg, birinci olarak sabah uyanır uyanmaz perdeyi açıp 15 dakika gün ışığı almak, gece baskılanan biyolojik saati düzenlemenin en doğal yolu olduğuna dikkat çekiyor.
Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi (AASM) de, genç beyninin uyku ritmine hürmet gösterilmesi gerektiği görüşünü savunuyor. Okullarda ders başlama saatlerinin en erken 8.30’a çekilerek biyolojik saatle çatışması engellenmeli.
Uzmanlar son olarak yatak odası kuralını da es geçmiyor. Dijital aletleri yatak ucunda şarj etmek yerine odanın dışına bırakmak, gece bildirimlerini ve uyku bozukluğunu önlemenin birinci adımı.

