Ocağın yanında tutulan zeytinyağı, maruz kaldığı ısı ve ışık yüzünden zamanla acılaşarak kimyasal yapısını ve tazeliğini kaybeder. Farkında olmadan yemeklerinize ağır bir tat aktaran bu bozulmayı, sadece birkaç saniyelik pratik bir koklama ve tatma testiyle kolayca tespit edip lezzet kayıplarının önüne geçebilirsiniz.
Taze bir sızma zeytinyağı buruna canlı, otsu ve çimen aromaları sunarken; bozulmaya başladığında bu taze kokular yerini oyun hamuru, balmumu veya boya kalemini andıran ağır, kimyasal kokulara bırakır. Şişeden yükselen bu donuk ve nahoş aromalar, yağ asitlerinin parçalandığını ve yağın kullanım ömrünü tamamladığını gösterir.
Kaliteli bir sızma zeytinyağı tadıldığında dil üzerinde hafif meyvemsi bir tat bırakır ve boğazın arkasında antioksidan varlığını gösteren tatlı, biberimsi bir yakıcılık hissettirir. Buna karşın ağızda gres yağı gibi donuk ve yapışkan bir tabaka bırakan, bayat veya ekşimsi tat veren zeytinyağları tazeliğini bütünüyle yitirmiş demektir.
Zeytinyağının zamanla bozulmasının arkasındaki temel neden; hava, ışık ve yüksek ısının tetiklediği oksidasyon reaksiyonudur. Bu süreç yağın antioksidan ve vitamin değerlerini hızla tüketirken, besinsel kalitesini düşürerek geriye sadece yemeklerin lezzetini bozan kalitesiz bir yağ kalmasına yol açar.
Bozulmuş zeytinyağı doğrudan zehirlemese de sağlığa yararlı tüm antioksidan değerlerini yitirmiş olur. Yağın kalitesini korumak için ışık geçirmeyen koyu renkli cam şişelerde, serin ve karanlık bir dolapta saklamak ve kapağını hep kapalı tutmak gerekir. Yıllandıkça değeri artmayan bu ürünü stoklamak yerine, kısa sürede tüketeceğiniz küçük boytlarda satın almak en doğru yaklaşımdır.

