Kılıç, çevresinde yetişen ısırgan otunu toplayıp yapraklarını ateşte ısıtarak tüketti.
Isırgan otunu ateşte pişirip yedi
Çekilen belgesel programında Serdar Kılıç, yolculuk sırasında havanın kararmak üzere olduğunu ve kamp alanına ulaşmalarının yaklaşık bir saat süreceğini anlatarak yanında yiyecek bulunmadığı ifade etti. Çevredeki ısırgan otlarını göstererek bu bitkiden yararlanabileceklerini belirtti.
Kılıç, ısırgan otunun yapraklarını doğrudan tüketmek yerine ateşin üzerinde ısıtarak hazırlıyor. Bunun nedenini de bitkinin yapraklarında bulunan ve cilde temas ettiğinde yanma, batma ve kaşıntı hissine neden olabilen ince tüylerle açıklıyor. Bu tüyler cilde temas ettiğinde tahrişe yol açabildiği için ısırgan otu toplarken ve hazırlarken dikkatli olmak gerekiyor.
Isırgan otunun yaprakları, uygun şekilde pişirildiğinde yemeklerde kullanılabiliyor. Anadolu’da özellikle ot yemeklerinde ve böreklerde değerlendirilen bu bitki, farklı mutfak kültürlerinde de kendine yer buluyor. Ancak ateşte kısa süre tutmak her zaman yeterli olmayabileceğinden, yabani ısırganı tüketirken güvenli ve yeterli pişirme yöntemini tercih etmek önemli.
Her bitki yenmiyor
Serdar Kılıç’ın anlatımında öne çıkan konulardan biri, doğadaki bitkileri tanımanın önemi. Doğada yetişen bazı bitkiler besin olarak kullanılabilirken bazıları zehirli olabilir. Üstelik birbirine benzeyen türleri yalnızca görünüşlerine bakarak ayırt etmek her zaman kolay değildir. Bu nedenle doğada yiyecek ararken yalnızca açlığı gidermeye odaklanmak yerine bitkinin türünü doğru belirlemek gerekir. Tanımadığınız bitkileri denemek, özellikle yabani meyve ve yaprakları ağız yoluyla tüketmek ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Isırgan otunu da yalnızca doğru tür olduğundan emin olduğunuzda, temiz bir alandan topladığınızda ve uygun şekilde hazırladığınızda değerlendirmelisiniz.
Isırgan otu, mutfaklarda uzun zamandır kullanılan yabani bitkiler arasında yer alıyor. Yaprakları çeşitli vitamin ve minerallerin yanı sıra lif ve bitkisel bileşikler de içeriyor. İçeriğindeki besin öğeleri, bitkinin yetiştiği koşullara ve nasıl hazırlandığına göre değişebiliyor.
Serdar Kılıç’ın doğa yolculuğunda dikkat çektiği bir başka konu da ısırgan otunun yalnızca yiyecek olarak değerlendirilmemesi. Kılıç, bitkinin gövdesindeki liflerden ip elde edilebildiğini ve lifleri bükerek daha uzun parçalar hâline getirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.
Kılıç, anlatımında arkeolojiye de değinerek geçmişte insanların bitkilerden nasıl yararlandığı üzerine düşündüğünü belirtiyor. Özellikle eski dönemlerde insanların doğada bulunan malzemeleri tanımasının, barınma ve günlük yaşam ihtiyaçlarını karşılamasında önemli bir yeri olduğunu vurguluyor.
Doğada vakit geçirmenin temelinde yalnızca yiyecek bulmak değil, çevreyi tanımak, riskleri doğru değerlendirmek ve diğer canlıların yaşam alanlarına saygı göstermek de bulunuyor. Bir bitkinin hangi amaçla kullanılabileceğini bilmek kadar, hangi bitkilere dokunulmaması gerektiğini öğrenmek de önemli.

