Her hafif boğaz gıcıklanmasında mutfağa koşturup ıhlamur cezvesini ocağa koymak her ne kadar alışıldık bir gelenek olsa da, ıhlamur daha çok boğazı yumuşatıp terletmek gibi semptomları hafifletici etki gösterirken, Kızılderililerin asırlardır doğal antibiyotik olarak kullandığı ekinezya doğrudan bağışıklık hücrelerini uyararak vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir ve hastalıklara karşı gerçek bir koruyucu zırh oluşturur.
Ekinezya çayı, ilk belirtiler görüldüğünde içildiğinde hastalığın süresini 1 ila 4 gün arasında kısaltırken, içeriğindeki zengin antioksidanlar, polisakkaritler ve alkamidler sayesinde virüslerin çoğalmasını ve hücrelere tutunmasını zorlaştırarak tam bir zırh oluşturur; ayrıca antienflamatuar özelliğiyle boğazdaki tahrişi ve bademcik şişkinliğini hızla yatıştırıp enfeksiyon dönemindeki ağır kas ağrılarını ve halsizliği hafifleterek vücuda yeniden enerji kazandırır.
Ekinezyanın şifalı uçucu yağlarını kaybetmemek için kesinlikle kaynatılmadan, bir su bardağı kaynamış suya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ekinezya eklenip üzeri kapatılarak 8 ila 10 dakika demlenme yöntemiyle hazırlanması, ardından süzülerek etkisini artırmak ve boğazı yumuşatmak için yarım çay kaşığı bal ve birkaç damla taze limon suyuyla tüketilmesi gerekir.
Ancak çok güçlü bir bağışıklık uyarıcı olduğundan kesintisiz olarak en fazla 2 hafta tüketilip ardından mutlaka 1 ila 2 hafta ara verilmeli, ayrıca otoimmün hastalığı olanların, hamilelerin, çocukların veya kronik rahatsızlığı bulunanların tüketmeden önce doktorlarına danışması önerilir.
Ekinezya çayını hastalığı bir gecede geçiren bir içecek olarak değil, özellikle soğuk aylarda keyifle tüketilebilecek bitkisel bir seçenek olarak düşünmek daha doğru bir yaklaşım olur.

