Bu isteğin altında çoğu zaman beynin rahatlama ve ödül arayışı bulunuyor. Uzmanlar özellikle uzun ve yorucu bir günün ardından beynin iyi hissettiren bir uyarıcı arayabileceğini belirtiyor. Saat 20.00 civarında ortaya çıkan atıştırma isteği, fiziksel açlıktan kaynaklanabileceği gibi alışkanlık ve ruh haliyle de ilişkili olabiliyor.
Uzmanlara göre bu durum dopamin, beynin haz ve tatmin duygularında rol oynayan kimyasallardan biri. Bu nedenle kişi bazen yiyeceğe ihtiyaç duyduğunu düşünse de aslında aradığı şey rahatlama veya kendisini ödüllendirme hissi olabiliyor. Üstelik akşam saatlerinde tercih edilen yiyeceklerin çoğu şeker, yağ ve tuz bakımından yüksek ürünlerden oluşuyor. Televizyon karşısında geçirilen zaman da bu alışkanlığı pekiştirebiliyor.
Önerilerin yöntem ise oldukça basit: Akşam yemeğinden sonra gelen atıştırma isteğini tamamen bastırmaya çalışmak yerine, beynin aradığı rahatlama ve tatmin hissini başka bir aktiviteyle karşılamak. Bunun için kısa bir yürüyüşe çıkmak, meditasyon yapmak, kitap okumak veya rahatlatıcı bir banyo yapmak gibi aktiviteler öneriliyor.
Bu alışkanlıkların amacı yalnızca dikkat dağıtmak değil. Aynı zamanda kişinin akşam saatlerini yiyecekle ilişkilendirmek yerine farklı ve daha sakin bir rutin oluşturmasına yardımcı olmak. Gece atıştırmak uzun süredir devam eden bir rutine dönüştüyse, alışkanlığı bir anda değiştirmek kolay olmayabilir. Bu durumda çevrede ve günlük rutinde küçük değişiklikler yapmak işe yarayabilir.
Örneğin, kanepede televizyon izlemek genellikle atıştırmayla birlikte gerçekleşiyorsa, bu rutine bir fincan çay eklemek, dişleri fırçalamak veya akşamın bir bölümünü farklı bir odada geçirmek alternatif olabilir. Uzmanlara göre bu tür küçük değişiklikler, eski alışkanlıklarla yeni davranışlar arasındaki bağlantıyı zayıflatabilir ve yeni rutinin zamanla daha kolay tekrarlanmasını sağlayabilir.

