Türkiye’de son 45 yılda yaşanan yoğun iç göç dalgaları, endüstrileşme atakları ve dev ulaşım projeleri, kentlerin fiziki hudutlarını ve yük merkezlerini baştan aşağı değiştirdi. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bilgilerine dayanan çarpıcı bir araştırma, 1975-2020 yılları arasında tam 44 ilin kentsel merkezinin batıya kaydığını ortaya koydu.

GÖÇLER VE SANAYİ HARİTAYI YENİDEN ÇİZDİ
Global Settlement Layer dataları kullanılarak gerçekleştirilen hesaplamalara nazaran, Türkiye genelindeki 81 ilin 44’ünde kentsel yerleşimlerin tartı noktası bariz biçimde batı yönlü hareket etti. Topoğrafik mahzurlar ve ekonomik yatırım kararlarının şekillendirdiği bu süreçte, büyüme yönü açısından en keskin kaymalar Muğla, Balıkesir, Konya, Isparta ve Antalya’da yaşandı.
Öne Çıkan Yönsel Büyüme Rekorları:
-
En Batıya Kayan İl — Muğla (-7,3 km): Kentsel alan yük merkezini 7,3 kilometre batıya taşıyarak Türkiye genelinde batı yönlü büyümenin tepesine yerleşti.
-
En Kuzeye Kayan İl — Balıkesir (+7,5 km): Yerleşim ekseni 7,5 kilometre kuzeye kayan Balıkesir, ülke genelinde kuzey yönlü en yüksek genişlemeyi kaydetti.
-
En Güneye Kayan İl — Konya (-4,0 km): Sanayi ve konut alanlarının gelişimiyle kentsel yük noktasında 4 kilometrelik güney yönlü bir eksen kayması gerçekleşti.
-
En Doğuya Kayan İller — Isparta ve Antalya (+5,5 km): Genel batı eğiliminin bilakis, Akdeniz’in iki komşu kenti tartı merkezlerini doğuya gerçek 5,5 kilometre kaydırdı.
İKİ BÜYÜK METROPOLDE ORTAK ROTA: KUZEYBATI
Araştırma, Türkiye’nin en büyük iki iktisadı olan İstanbul ve Ankara’daki kentsel genişlemenin de benzeri bir hatta ilerlediğini ortaya koydu. Mega projeler, otoyol irtibatları ve yeni yerleşim alanlarının tesiriyle her iki metropol de kuzeybatı aksında büyüdü:
-
İstanbul: Kent merkezinin tartı noktası 5,4 km batı ve 3,3 km kuzey yönünde genişledi.
-
Ankara: Başkentteki tartı merkezi 2,9 km batı ve 5,3 km kuzey eksenli bir kayma gösterdi.
“GELECEĞİN ŞEHİR PLANLAMASI İÇİN KRİTİK VERİ”
Uzmanlar, 45 yıllık bu eksen kaymasının sırf geçmişi anlatmadığına; kentsel dönüşüm, altyapı yatırımları, yeni ulaşım çizgileri ve sanayi bölgelerinin pozisyonlandırılması süreçlerinde karar alıcılar için hayati bir yol haritası sunduğuna dikkat çekiyor. Metropollerdeki ve Anadolu kentlerindeki bu yönsel değişimlerin, geleceğin kent planlamasında ana parametre olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

