
Çoğu kişi bunun sadece havayolu şirketlerinin klima tercihi olduğunu düşünse de, işin arkasında yolcu sağlığını ilgilendiren önemli nedenler bulunuyor. Kabin sıcaklığı sadece konfor için değil, yüksek irtifada vücudun daha sağlıklı çalışmasını desteklemek amacıyla da belirli bir seviyede tutuluyor.

Yolcu uçakları yaklaşık 10 ila 12 kilometre yükseklikte seyrediyor. Bu irtifada dış ortam sıcaklığı eksi 50 dereceye kadar düşerken, kabin özel basınçlandırma sistemleri sayesinde yaşanabilir hale getiriliyor. Buna rağmen kabin basıncı deniz seviyesindeki değerlerle aynı olmuyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

Uzmanlar, kabin basıncının genellikle yaklaşık 1800 ila 2400 metre yükseklikteki atmosfer koşullarına denk geldiğini belirtiyor. Bu nedenle yolcular deniz seviyesine göre daha düşük oksijenle nefes alıyor. Sağlıklı bireyler bunu çoğu zaman fark etmese de, vücudun oksijen kullanımını etkileyen küçük değişiklikler bile bazı kişilerde baş dönmesi, halsizlik veya mide bulantısı gibi belirtilere neden olabiliyor.

Kabin sıcaklığının düşük tutulmasının en önemli nedenlerinden biri, vücudun oksijen ihtiyacını dengede tutmaya yardımcı olmak. Daha serin bir ortamda metabolizma aşırı ısınmaya karşı ekstra enerji harcamıyor. Böylece kalp ve dolaşım sistemi gereksiz yük altında kalmadan çalışabiliyor.

Havacılık alanında yapılan değerlendirmelerde uzmanlar, serin kabin ortamının özellikle uzun uçuşlarda yolcuların kendilerini daha rahat hissetmesine katkı sağladığını belirtiyor. Düşük sıcaklık aynı zamanda yüzlerce kişinin saatler boyunca aynı kapalı ortamda bulunmasıyla ortaya çıkan vücut ısısını da dengelemeye yardımcı oluyor.

Uçuş sırasında hareketsiz kalmak, düşük kabin basıncı ve sınırlı oksijen birlikte değerlendirildiğinde bazı yolcuların tansiyon düşüklüğü veya baygınlık hissi yaşama ihtimali artabiliyor. Özellikle ani şekilde ayağa kalkıldığında baş dönmesi görülmesinin nedenlerinden biri de bu.

Uzmanlar, kabinin aşırı sıcak olması halinde damarların daha fazla genişleyebileceğini ve bunun tansiyon düşüşünü artırabileceğini aktarıyor. Serin hava ise dolaşım sisteminin daha dengeli çalışmasına destek olarak bu risklerin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

Uçağın en soğuk koltukları hangileri?
Kabin sıcaklığı genel olarak sabit tutulsa da uçağın her bölümü aynı hissi vermiyor. Pencere kenarında oturan yolcular, gövdeye daha yakın oldukları için soğuğu biraz daha fazla hissedebiliyor. Acil çıkış kapılarının bulunduğu sıralarda da kapı fitilleri çevresindeki hava akımı nedeniyle sıcaklık diğer bölgelere göre daha düşük olabiliyor.

Arka bölümde yer alan mutfak alanları ise yiyecek ve içeceklerin saklandığı soğutma sistemleri nedeniyle zaman zaman daha serin hissedilebiliyor. Bunun yanında kabindeki nem oranının genellikle yüzde 10 ila 20 arasında seyretmesi de havanın olduğundan daha soğuk algılanmasına neden oluyor. Düşük nem cildin daha hızlı kurumasına yol açtığı için serinlik hissi belirgin şekilde artabiliyor.

