Her gün sıcak ve sabunlu suyla temas etmesine rağmen mutfak süngerleri aslında tamamen temiz kalmıyor; aksine, o yüksek emici gözenekli yapıları mikroorganizmaların hızla çoğalması için kusursuz bir yuva oluşturuyor.
Süngerlerin sürekli ideal sıcaklıkta kalmaması ve aralarda tamamen kurumaması, nemle birleştiğinde bakterilerin hızla çoğalmasını kolaylaştırıyor; özellikle ıslak, karanlık ortam ve kalan yiyecek artıkları mikroorganizmaların gelişmesine zemin hazırlarken, çoğu çevresel bakteri zararsız olsa da süngerlerde çeşitli tehlikeli patojenler de barınabiliyor ve süngeri kullandıktan sonra ıslak lavabonun dibinde bırakmak bu bakteri oluşumunu daha da hızlandırıyor.
Düzenli temizlik ve doğru kurutma süngerin ömrünü biraz uzatsa da hiçbir sünger sonsuza kadar dayanmıyor; resmi tavsiyeler mutfak süngerlerinin haftada bir değiştirilmesi gerektiğine işaret ediyor, ancak kötü bir koku yaymaya başladığında veya fiziksel olarak yıprandığında çok daha erken bir aşamada da mutlaka çöpe atılması gerekiyor.
Sünger parçalanmaya veya yırtılmaya başladığında, deliklerinde yiyecek kalıntıları biriktiğinde, üzerinde siyah küf lekeleri oluştuğunda, kötü kokmaya başladığında veya kaygan ve sümüksü bir his verdiğinde derhal yenilenmesi gerekir; bu nedenle süngeri yalnızca dış görünüşüne göre değerlendirmemek, her kullanım sonrasında tamamen kurutmak ve hijyen kurallarına uygun şekilde düzenli aralıklarla değiştirmek mutfak sağlığı açısından kritik bir önem taşır.

