Derleyen: Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Vincent van Gogh’un bugün dünyanın en tanınan eserleri arasında yer alan ‘Almond Blossom’ tablosunun hikâyesi, bir sanat siparişinden ya da sergi hazırlığından değil, bir doğum haberinden başladı. Van Gogh, kardeşi Theo van Gogh ile Johanna van Gogh-Bonger’ın 31 Ocak 1890’da dünyaya gelen oğulları Vincent Willem için bu tabloyu yaptı. Mavi gökyüzüne karşı açan badem çiçeklerinden oluşan eser, sanatçının ailesine verdiği kişisel bir armağan olarak ortaya çıktI.

(Vincent van Gogh’un yeğeni, kardeşi Theo van Gogh ve Johanna Bonger’in oğlu Vincent Willem van Gogh)
31 Ocak 1890’da Theo van Gogh, Paris’ten kardeşi Vincent’a bir mektup gönderdi. Mektupta eşi Johanna’nın bir erkek çocuk dünyaya getirdiğini haber veriyordu. Theo, bebeğin sağlıklı göründüğünü yazıyor ve oğullarına Vincent Willem adını vereceklerini söylüyordu. Theo ayrıca çocuğun amcası Vincent gibi kararlı ve cesur olmasını dilediğini belirtiyordu. Van Gogh’un mektuplarının yayımlandığı arşivde yer alan kayda göre Vincent Willem, 31 Ocak 1890’da doğdu. Van Gogh’un bu haberden kısa süre sonra yeğeni için bir resim yapmaya başladığı, sanatçının kendi mektuplarından doğrudan takip edilebiliyor. 19 Şubat 1890’da annesine yazdığı mektupta Van Gogh, bebeğin doğum haberinden sonra onun için bir tablo yapmaya başladığını anlatıyordu. Eseri, Theo ve Johanna’nın yatak odasında asılabilecek şekilde tasarladığını ve mavi bir gökyüzünün önünde büyük beyaz badem çiçekleri bulunan dalları resmettiğini belirtiyordu.
‘YENİ HAYATIN SEMBOLLERİ: BADEM ÇİÇEKLERİ’
Aynı gün kız kardeşi Willemien’e yazdığı başka bir mektupta da Van Gogh, çocuk için son birkaç gündür büyük, mavi gökyüzü önünde çiçekli dalların bulunduğu bir tuval üzerinde çalıştığını yazdı. Bu mektuptaki eser kaydı, söz konusu tablonun “Almond Blossom” olduğunu doğruluyor.
ALINTI Tablonun en dikkat çekici unsuru olan badem dalları da hikâyenin önemli bir parçası. Van Gogh Museum’un eser hakkında verdiği bilgiye göre sanatçı, badem ağacını yeni hayatın sembolü olarak seçti. Badem, erken çiçeklenen ağaçlardan biri olduğu için Şubat ayında baharın gelişini haber veriyordu.
Burada önemli bir ayrıntı var: ‘Van Gogh bu tabloyu kesin olarak yeni hayatın sembolü olsun diye yaptı’ şeklindeki bir ifade, sanatçının kendi sözleriymiş gibi kullanılmamalı. Ancak Van Gogh Museum, eserin anlamını açıklarken badem çiçeklerinin baharı haber vermesi ile bir çocuğun doğumunu ‘yeni hayat’ fikri üzerinden ilişkilendiriyor. Dolayısıyla bu bağlantı aslında, müzenin sanat tarihi açısından yaptığı yorumudur. Van Gogh’un kendi mektubunda ise daha somut bir bilgi bulunuyor. 19 Şubat 1890’da annesine, badem ağaçlarının her yerde çiçeklenmeye başladığını yazıyor. Yani sanatçı, tabloyu yaptığı günlerde çevresindeki doğada gerçekten badem çiçeklerinin açtığını gözlemliyordu.

“Almond Blossom” yalnızca konusu nedeniyle değil, kompozisyonu nedeniyle de Van Gogh’un sanat anlayışını yansıtıyor. Eserde dallar çok yakından görülüyor ve bazıları resmin sınırlarının dışına taşıyormuş gibi kurgulanıyor. Çiçeklerin ve dalların belirgin konturlarla ele alınması da tablonun karakteristik özelliklerinden biri. Van Gogh Museum, bu kompozisyonun belirgin konturları ve ağacın resim yüzeyindeki konumlandırılması açısından Japon baskılarından esinlendiğini belirtiyor. Van Gogh’un Japon sanatına duyduğu ilgi sanatçının yaşamının özellikle Paris döneminden itibaren iyi belgelenmiş bir konu. Bu nedenle “Almond Blossom”, bir yandan aile içinde yaşanan özel bir olayı anlatırken diğer yandan Van Gogh’un dönemin Japon sanatına duyduğu ilgiyi de resmin biçimine taşıyor.
ÖLMEDEN ÖNCE YAPTIĞI SON ESERLERİNDENDİ
Usta sanatçının tablosunun aileye ulaştıktan sonraki durumunu da Van Gogh’un kendi mektuplarından öğreniyoruz. 5 Haziran 1890’da kız kardeşi Willemien’e yazdığı mektupta Van Gogh, Theo ve Johanna’nın küçük oğlu için oldukça büyük bir tablo getirdiğini söylüyor. Eseri beyaz badem çiçekleri ve mavi gökyüzüyle tarif ediyor ve tablonun evde piyanonun üzerine asıldığını belirtiyor. Bu ayrıntı, eserin başlangıçtaki amacını açık biçimde ortaya koyuyor. “Almond Blossom” önce bir müze eseri olarak değil, yeni doğan bir çocuğa verilen aile hediyesi olarak Theo ve Johanna’nın evine girdi.
ALINTI Tablonun hikâyesini daha dikkat çekici hale getiren unsurlardan biri de yapıldığı tarih. Van Gogh, “Almond Blossom”u Şubat 1890’da tamamladı. Aynı yılın Temmuz ayında hayatını kaybetti. Bu nedenle eser, sanatçının yaşamının son döneminde yaptığı çalışmalar arasında yer alıyor. Ancak bunu “Van Gogh’un son tablosu” olarak nitelendirmek doğru değil. Sanatçı Şubat ayından Temmuz 1890’daki ölümüne kadar çalışmaya devam etti. Dolayısıyla “Almond Blossom”, Van Gogh’un son dönem eserlerinden biri olarak tanımlanabilir; fakat son eseri değildir.
Van Gogh 29 Temmuz 1890’da hayatını kaybetti. Kardeşi Theo ise yaklaşık altı ay sonra, Ocak 1891’de öldü. Theo’nun ölümünün ardından eşi Johanna van Gogh-Bonger, küçük oğlu Vincent Willem ve Van Gogh’un çok sayıdaki eserinden oluşan koleksiyonla baş başa kaldı. Van Gogh Museum’un aile tarihine ilişkin kayıtlarına göre Johanna, sanatçının eserlerinin tanınması için önemli çalışmalar yürüttü. Eserleri sergiler için ödünç verdi, bazılarını sattı ve Vincent’ın mektuplarının yayımlanmasına katkıda bulundu. Müze, Van Gogh’un ölümünden sonra elde ettiği tanınırlıkta Johanna’nın çalışmalarının önemli bir payı olduğunu belirtiyor.

“Almond Blossom”un yapıldığı sırada Vincent Willem henüz birkaç haftalık bir bebekti. Ancak ilerleyen yıllarda amcasının eserlerinden oluşan aile koleksiyonunun korunmasında önemli bir rol üstlendi. Van Gogh Museum’un tarihçesine göre Vincent Willem van Gogh, 1925’te annesi Johanna’nın ölümünden sonra amcasının eserlerinin bakımını aldı. 1930’lu yıllarda koleksiyondaki eserleri sergiler için ödünç verdi ve Van Gogh’un çalışmalarının daha geniş bir kitleye ulaşmasına katkıda bulundu. 1960 yılında Vincent Willem van Gogh, koleksiyonun bir arada tutulmasını sağlamak amacıyla Vincent van Gogh Foundation’ı kurdu. İki yıl sonra, 1962’de Hollanda Devleti ile yapılan anlaşma sonucunda bütün koleksiyon vakfa devredildi. Hollanda Devleti de koleksiyonun tamamının halka açık biçimde korunabilmesi için Van Gogh Museum’un kurulmasını üstlendi. Müzenin kapıları 2 Haziran 1973’te açıldı.
ALINTI Bugün Amsterdam’daki Van Gogh Museum’da sergilenen tabloya bakıldığında, aradan geçen 136 yıl nedeniyle bu kişisel hikâyeyi bilmek kolay değil. Oysa “Almond Blossom”, sanatçının yaşamının son aylarında yaptığı ve doğrudan ailesindeki yeni bir hayatın başlangıcına adadığı eserlerden biri.

