
Uzmanlar gözle gördüğümüz o renkli küf tabakasının buzdağının sadece görünen ucu olduğunu aktardı. Arka planda dönen oyunlar ise hastanelik olmanıza hatta uzun vadede çok daha ağır bedeller ödemenize yol açabiliyor.

Gıda mühendisleri ve mikrobiyologlar evlerimizde sıklıkla yapılan bu temizleme alışkanlığının aslında zehirlenmeye davetiye çıkardığını belirtti. Küf mantarları besinlerin üzerinde sadece yüzeysel bir leke olarak kalmıyor. Hif adı verilen ve gözle seçilmesi imkansız olan kök benzeri ince uzantılarla besinin en derin noktalarına kadar ilerliyor.

Yani siz yüzeydeki yeşil kısmı kestiğinizde aslında mantarın sadece gövdesini almış oluyorsunuz ancak kökleri hala yiyeceğiniz ekmeğin veya yoğurdun içinde yaşamaya devam ediyor. Üstelik bu küflerin çoğalırken ürettiği mikotoksin adlı kimyasal zehirler tam bir baş belası olarak tanımlanıyor.

Tehlikenin boyutu sadece geçici bir karın ağrısıyla da sınırlı kalmıyor. Sağlık otoriteleri küflü gıdaların kısa vadede akut besin zehirlenmelerine, ani mide bulantılarına ve şiddetli alerjik şoklara neden olabileceğini aktardı. İşin asıl korkutucu kısmı ise uzun vadede vücudumuzda bıraktığı kalıcı hasarlarla ortaya çıkıyor.

Özellikle kuruyemiş, baharat ve tahıl ürünlerinde hızla üreyen Aflatoksin isimli küf zehri doğrudan karaciğer hücrelerini hedef alıyor. Bilim insanları bu gizli zehrin karaciğer kanseri riskini katladığını, bağışıklık sistemini tamamen çökertebildiğini ve böbreklere geri dönüşü olmayan hasarlar verdiğini belirtti.

Peki bu durumda ne yapmalıyız ve mutfaktaki her şeyi çöpe mi atmalıyız sorusunun cevabı gıda güvenliği uzmanları tarafından altın kurallarla açıklandı. Uzmanlar yiyecekleri yapılarına göre sert ve yumuşak olarak ikiye ayırmamız gerektiğini söyledi. Yoğurt, salça, yumuşak peynirler, ekmek, reçel, yemek artıkları ve sulu meyveler gözenekli ve yüksek nemli bir yapıya sahip olduğu için riskli grupta yer alıyor.

Bu tarz nemli besinlerde küf zehri saniyeler içinde tüm ürüne yayıldığı için en ufak bir leke görüldüğünde bile ürünün tamamının çöpe atılması gerektiği vurguladı. Diğer taraftan sert yapılı gıdalarda ise durum biraz daha farklı işliyor.

Çedar veya parmesan gibi sert peynirler ile havuç ve lahana gibi sert sebzelerde küfün yayılması o kadar kolay olmuyor. Gıda uzmanları bu tür sert yiyeceklerde küflü bölgenin en az iki üç santimetre uzağından derinlemesine bir kesim yapılarak kalan temiz kısmın güvenle tüketilebileceğini ifade etti.

