Özellikle solanin ve diğer glikoalkaloitler patatesin ışık altında kalmasıyla birlikte daha yüksek seviyelere ulaşabiliyor. Bu maddelerin yüksek miktarda tüketilmesi sağlık açısından risk oluşturabiliyor.
Patatesin yalnızca küçük bir bölümünde yeşillenme varsa, yeşil bölgenin ve çevresinin derince kesilerek çıkarılması riski azaltabiliyor. Kabuğun soyulması ve varsa filizlerin tamamen temizlenmesi de önem taşıyor.
Buna karşılık yoğun şekilde yeşillenmiş, filizlenmiş veya yumuşamış patateslerin tüketilmemesi öneriliyor. Yeşillenmenin patatesin iç kısmına kadar ilerlediği durumlarda ise ürünü atmak daha güvenli bir seçenek olarak değerlendiriliyor.
Belirgin şekilde acı bir tat veren patateslerin de tüketilmemesi gerekiyor. Acı tat, yüksek glikoalkaloit seviyelerinin işaretlerinden biri olabilir.
Pişirme işlemi ise bu bileşikleri güvenilir biçimde ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle yeşil patatesi yalnızca pişirerek güvenli hale getirmek mümkün olmayabilir.
Uzmanlar, patateslerin doğrudan güneş ışığı almayan, serin ve uygun koşullarda saklanmasını öneriyor. Böylece hem yeşillenmenin hem de glikoalkaloit oluşumunun önüne geçilmesine yardımcı olunabiliyor.
Kısacası, her yeşil patates otomatik olarak zehirli değildir ancak yeşillenme dikkate alınması gereken bir işarettir. Hafif yeşillenmiş bölgeler temizlenebilirken, yoğun şekilde yeşillenmiş, filizlenmiş veya yumuşamış patateslerin tüketilmemesi daha güvenli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

