14 Ağustos 2001’de yolsuzluğu tedbire, yasakları kaldırma ve ekonomik refah vaadiyle kurulan AKP, dün 25. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Fakat 2002 sonunda devralınan ve 24 yıldır kesintisiz yönetilen iktisattaki göstergeler ile vatandaşın cüzdanındaki gerçekler, maksadın tam aykırısı bir tabloyu ortaya koyuyor.
İktidarın ekonomiyi devraldığı 2002’de yıllık tüketici enflasyonu (TÜFE) yüzde 29.7 düzeyindeyken, 24 yıl sonra Temmuz 2026 prestijiyle enflasyon yüzde 31.75 ile başladığı noktanın da üzerine çıktı. Birebir süreçte, Türkiye iktisadının büyüme suratı yüzde 6.4’ten yüzde 2.5’e geriledi.
2002’de 1.5 lira olan dolar, bugün 47.88 liraya ulaştı. Türk lirası dolar karşısında yaklaşık yüzde 96.9 bedel kaybetti. 2002 sonunda 132 milyar dolar olan dış borç stoku yaklaşık 3.9 kat artarak 2026’nın birinci çeyreğinde 518.5 milyar dolara tırmandı. Gelirlerin kağıt üzerindeki artışı, enflasyon ve kur karşısında alım gücünü muhafazaya yetmedi. 2002’de minimum fiyat 184 lira (126 dolar) düzeyindeyken, bu maaşla 6.8 adet çeyrek altın alınabiliyordu. 2026 yılında minimum fiyat 28 bin 75 liraya (586 dolar) çıksa da, minimum ücretlinin alım gücü 2.6 adede geriledi.
EMEKLİ KAN AĞLIYOR
Vatandaşın en temel besin maddelerine erişimi çeyrek asırlık süreçte adeta imkansız hale geldi. 2002 Aralık ayında kilosu 10 lira olan dana eti, 2026’da 974.88 liraya fırladı. 2002’de kilosu 2.65 lira olan tavuk eti, 2026’da 149.36 liraya ulaştı.

Endekste tarihi gerileme
Ekonomideki bu erimenin arkasındaki temel sebeplerden biri olarak gösterilen kurumsal bozulma, milletlerarası endekslerde de tescillendi. Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye 2013’te 177 ülke arasında 53. sıradayken, 2025’te 182 ülke arasında 124. sıraya geriledi. Misal biçimde, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde de 2015’te 80. sırada olan ülke, 38 basamak kaybederek 143 ülke arasında 118. sıraya düştü.

