Naim BABÜROĞLU
Mustafa Kemal, “Halk Fırkası” adıyla bir parti kurma niyetinde olduğunu, 7 Aralık 1922’de Ankara basınına açıklar.
9 Eylül 1923’te, “Halk Fırkası” kurulur.
1924’te “Cumhuriyet Halk Fırkası” ismini alır.
1935’teki dördüncü kurultayda ise “Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)” olur.
★★★
CHP, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalır.
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle kapatılır.
9 Eylül 1992’de tekrar açılır.
★★★
Vekaleten misyon alanlar hariç…
CHP’de genel başkanlık koltuğuna Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Hikmet Çetin, Altan Öymen, Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel oturdu.
★★★
4-11 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi, CHP’nin birinci kurultayı olarak kabul edilir.
Sivas Kongresi’nde kurulan “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, CHP’nin köküdür.
★★★
Partinin 15-20 Ekim 1927’de yapılan ikinci kurultayı, tarihi bir olaya tanıklık eder.
Atatürk, “Büyük Nutuk”u, bu kurultayda altı günde, günde altı saat olacak formda, 36 saat 33 dakikada okur.
“Gençliğe Hitabe” ile sona eren kurultayda, “Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik” partinin dört temel prensibi olarak belirlenir.
Bu unsurlara, 10 Mayıs 1931’de yapılan üçüncü olağan kurultayda, “Devletçilik ve Devrimcilik” eklenir.
Böylece, CHP’nin amblemi olan “Altı Ok” parti programında ve tüzüğünde yer alır.
CHP’nin 9 Mayıs 1935’teki dördüncü olağan kurultayı, Atatürk’ün katıldığı son kurultaydır.
★★★
Atatürk, 9 Mayıs 1935’te katıldığı son CHP Kurultayı’nda, parti üyelerine tek cümlelik vasiyet bırakır:
“Ulusa hizmet yolunda bütün varlığımızla çalışmak, parti üyelerinin değişmez andıdır.”
Bu vasiyete uyanlar, legaldir.
Vasiyete uymayanlar, sadece parti tüzüğünü değil; kurucu ruhu da çiğnemiş olurlar; yani yasal değillerdir.
★★★
Atatürk, İstiklal Savaşı zaferinin akabinde, 7 Şubat 1923’te Balıkesir Paşa Camii’nde halka hitap eder.
Partinin kuruluş maksadını açıklar:
“Halk Fırkası dediğimiz vakit bunun içinde bir kısım değil, bütün millet dahildir… Halk Fırkası halkımıza siyasi olgunluk vermek için bir okul olacaktır.”
Bu vizyon, partinin kendisini halkın üzerinde değil, halkın hizmetinde görmesini emreder.
★★★
Ve bugün…
Sahnede sergilenen oyuna bakıldığında…
Önceden yazılmış global bir senaryo gereği, CHP içeriden ve dışarıdan yok edilme tehlikesiyle yüz yüze.
Parti, kurucusunun belirlediği unsurlardan tümüyle koparılmaya çalışılmakta…
Hedef: Atatürk ve Cumhuriyet’in Türkiye’den çıkarılması, ulus devletin ortadan kaldırılması.
★★★
Atatürk’ün CHP’ye bıraktığı kalıcı miras, banka payları değildir.
Asıl miras, konuşmalarında, kurultay açış söylevlerinde, Nutuk’ta ve Gençliğe Hitabe’de yer alan maksatlar bütünüdür.
Atatürk’ün gerçek vasiyeti “Gençliğe Hitabe”dir.
Nutuk’un son sayfalarında kaleme alınan bu metin, bugünün CHP’si için yazılmıştır:
“Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ebediyen koruma ve müdafaa etmektir…”
★★★
Gençliğe Hitabe, “Türk istiklali” ve “Türk Cumhuriyeti” kavramları üzerine kurulmuş bir vasiyettir.
Atatürk, bu iki kavramın savunulmasını ve korunmasını ısrarla ister.
İstiklal Savaşı’nın da bu bedeller için yapıldığını vurgular.
Bu vasiyetin birinci muhatabı, CHP’dir.
Vasiyeti yerine getiremeyen CHP, yasal değildir.
CHP’nin içinde partiyi bölenler ve bu vasiyetten uzaklaşanlar, legal değildir.
Çünkü, vasiyetin gereğini yerine getirmemektedir.
Her bayram bir umuttur
110 yıl evvel…
Mustafa Kemal Paşa’nın Kurmay Başkanı Albay İzzettin Çalışlar’ın günlüğüne yazdıkları:
“24 Eylül 1332 (7 Ekim 1916). Hava hoş… Yarın Bayram namazını kasaba (Silvan) mescidinde kılacağız…”
“25 Eylül 1332 (8 Ekim 1916). Kurban Bayramı. Hava pek güzel.
Sabahleyin Kumandan Paşa (Mustafa Kemal) ile yüksek rütbeli subaylarla birlikte hayvanlara binerek mescide gittik…
Cemaat, Hanefi ve Şafii olarak iki mezhepten oluştuğu için, evvel Hanefiler, sonra Şafiiler namaz kıldılar. Namazdan sonra hükümet konağına gittik…”
★★★
Cumhuriyet’in 10’uncu Yıl Marşı, “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan” diye başlar.
Bu savaş, İstiklal Savaşı’nı izleyen aydınlanma ve çağdaşlaşma savaşıdır.
★★★
Tarihe damgasını vuran önderlerin ayrılışları, yüzyıllık ağaçların topraktan koparılışları üzeredir.
Kökleri, derinliklerdedir.
Zaferleri, ihtilalleri, çabaları yaşadığı toplumun dokusuna işler.
★★★
Ömrünün hüzünle tamamlanmış melodisi, esen o iniltili rüzgârın sesine karışırken…
Yazgısı, hem ulusunun hem de ezilmiş milletlerin bahtı olur.
Hep tükenmeyen bir umutla…
O umut, Atatürk’tür.
Her bayramda yeşeren…
★★★
Umudunuzu hiçbir vakit kaybetmeyin…
Ve unutmayın, “mezara yalnızca haysiyet sarfiyat.”
Sağlıklı, keyifli ve umut dolu bir bayram diliyorum.

