
Avrupa’nın en büyük obezite kongresi
Türkiye’de düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi’nde açıklanan yeni bir araştırma, kilo verme dünyasında adeta bir deprem etkisi yarattı. Norveç’teki Vestfold Hastanesi’nden uzmanların yürüttüğü çalışma, 284 obez yetişkini kapsıyor ve iki farklı kilo verme yaklaşımını doğrudan karşılaştırıyor: Hızlı kilo verme programı ve kademeli kilo verme programı. Sonuçlar mı? Oldukça net. Hızlı kilo verme programına katılanlar, 16 haftalık süreçte vücut ağırlıklarının ortalama yüzde 12,9’unu kaybetti. Kademeli kilo veren grup ise aynı sürede yüzde 8,1 kaybetti. Yani hızlı kilo verenler, kademeli gidenlere kıyasla yaklaşık yüzde 60 daha fazla kilo verdi.

Peki ya bir yıl sonra? İşte asıl sürpriz burada. Bir yıllık takip sonunda hızlı kilo veren grubun kaybettiği ağırlık yüzde 14,4 olarak ölçüldü. Kademeli grup ise yüzde 10,5’te kaldı. Yani hızlı kilo verenler sadece daha çok vermekle kalmadı, verdiklerini daha iyi korudu.

Program nasıl işledi?
Çalışmanın detayları da oldukça ilgi çekici. Hızlı kilo verme programındaki katılımcılara 16 haftalık süreç boyunca kademeli olarak artan kalori limitleri uygulandı. İlk sekiz haftada günlük kalori alımı 1.000 ile sınırlandırıldı. Dokuzuncu ile on ikinci hafta arasında bu limit 1.300 kaloriye çıkarıldı. Son dört haftada ise 1.500 kalori hedeflendi. Kademeli kilo verme grubuna ise farklı bir yöntem uygulandı: Günlük kalori alımını olağan düzeylerinden 1.000 kalori azaltmaları istendi. Bu gruptaki katılımcılar günde ortalama 1.400 kalori tükettiğini bildirdi. 16 haftalık kilo verme aşamasının ardından her iki grup da aynı 36 haftalık kilo koruma programına alındı. Bu sayede asıl test başladı: Verilen kilolar geri gelecek miydi?

‘Yaygın inanç sorgulanıyor’
Araştırmanın baş yazarı Dr. Line Kristin Johnson, bulguların ne kadar önemli olduğunu şu sözlerle özetliyor: “Sonuçlarımız, kilo alımını önlemek için yavaş ve istikrarlı kademeli kilo kaybının gerekli olduğu yönündeki yaygın inancı açıkça sorgulamaktadır. Hızlı kilo kaybının kilo geri alımıyla ilişkili olmadığını gösteriyoruz; dahası, hızlı kilo verenler arasında kilo koruyabilenlerin oranı, kademeli kilo verenlere kıyasla daha yüksek.”

Araştırmacılar bulgularını özetleyen raporlarında şunu yazdı: “Obezite sorunu yaşayan yetişkinlerde, yapılandırılmış hızlı kilo verme programına katılım, bir yıl içinde önemli ölçüde daha fazla kilo kaybına yol açmıştır. Bu bulgular, kontrollü ve profesyonel gözetim altında uygulandığında, hızlı kilo vermenin obeziteyle ilişkili sağlık risklerini azaltan temel vücut ağırlığı hedeflerine ulaşmak için kademeli kilo vermeye göre daha etkili bir yöntem olabileceğini göstermektedir.”

Neden bu kadar önemli?
Obezite, dünya genelinde giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu. Pek çok kişi ilaç tedavilerine ya da bariatrik cerrahi gibi invaziv yöntemlere başvurmak istemiyor ya da buna maddi imkânı olmuyor. Bu durumda “etkili ama erişilebilir” bir kilo verme yöntemine duyulan ihtiyaç büyük. Dr. Johnson bu konuya da dikkat çekiyor: “Obezite sorunu yaşayan birçok kişi tıbbi veya cerrahi tedavilere erişemiyor ya da bunların maliyetini karşılayamıyor. Bu nedenle bulgularımız, kamu sağlık sistemleri üzerindeki artan yükü hafifletmeye yardımcı olabilecek, ticari olarak temin edilebilen kilo verme programlarının potansiyelini desteklemektedir.”

‘Hızlı’dan kasıt ne?
Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor: Araştırmada söz edilen “hızlı kilo verme”, çılgınca açlık diyetleri ya da günlerce su içmek anlamına gelmiyor. Aksine, yapılandırılmış ve profesyonel gözetim altında uygulanan, kalori kısıtlamasına dayalı bir program söz konusu. Günde 1.000 kaloriyle başlamak, tıbbi açıdan düşük kalorili bir diyet olarak tanımlanıyor ve bir uzman gözetiminde uygulandığında güvenli kabul ediliyor. Bu tür programlar; beslenme uzmanları, diyetisyenler ve doktorlar tarafından tasarlanan yapılandırılmış planlar çerçevesinde yürütüldüğünde hem etkili hem izlenebilir oluyor. Sonuçları kendinize uyarlamadan önce mutlaka bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz gerektiğini de hatırlatalım.

Kilo verme serüveninin belki de en zor tarafı motivasyon. Haftalarca diyet yapıp tartıda neredeyse hiçbir şey görmemek, birçok kişinin pes etmesine yol açıyor. Oysa hızlı sonuç alan biri, ilk haftadan itibaren ölçekte belirgin düşüşler gördüğünde devam etmek için güçlü bir neden buluyor. Araştırmacılar bu psikolojik boyuta doğrudan değinmese de uzmanlar, erken dönemde elde edilen somut sonuçların uzun vadeli uyumu artırabileceğini vurguluyor. Başarı hissi, programı sürdürme isteğini besliyor. Bu da hem kilo verme hem de koruma süreçlerine olumlu yansıyor.

Yavaş gitmek zorunlu değil
Yıllarca süren “yavaş ve istikrarlı kazan yarışı” söyleminin yerini, artık daha nüanslı bir tablo alıyor. Hızlı kilo vermenin doğru koşullarda, uzman denetiminde ve yapılandırılmış bir program dahilinde uygulandığında hem daha fazla kilo verdirdiği hem de bu kiloların daha kalıcı olduğu anlaşılıyor.

