Aras Nehri’nin kenarında, sarp kayalıklar üzerine inşa edilen tarihi Keçivan Kalesi, günümüzde Tunçkaya köylülerine konut sahipliği yapmaya devam ediyor. Tek giriş yolu tarihi sur kapısı olan yerleşim yeri; bünyesinde barındırdığı Roma, Selçuklu ve Osmanlı periyotlarına ilişkin mimari kalıntılarla her yıl çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor.
KEÇİVAN KALESİ HANGİ DÖNEMDEN GÜNÜMÜZE ULAŞTI?
Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, kalenin birinci sefer Romalılar periyodunda inşa edildiğinin kestirim edildiğini, bugünkü yapısını ise Orta Çağ’da aldığını belirtti. Tarihi kaynaklarda Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlı hakimiyetlerine dair izlerin bulunduğunu söz eden Arslan; Moğol ve Timur ataklarıyla tahrip olan kalenin, Kanuni Sultan Süleyman periyodunda Lala Mustafa Paşa’nın Nahçıvan Seferi esnasında Osmanlı topraklarına katıldığını aktardı.

KALE İÇİNDE HANGİ TARİHİ KALINTILAR YER ALIYOR?
Evliya Çelebi’nin Seyahatname yapıtında de yer verdiği kalede geçmişte Selçuklu devrine ilişkin yapıların bulunduğunu kaydeden Doç. Dr. Arslan, günümüze bir caminin mihrap kalıntısı ile dikdörtgen planlı küçük bir şapelin ulaştığını bildirdi. Şapelin batı cephesindeki taçkapıda Selçuklu kufi yazısını andıran geometrik süslemelerin yer alması, yapının mimari bedelini artıran ögeler arasında gösteriliyor.
KÖYDEKİ YAŞAM DOKUSU NASIL KORUNUYOR?
Yerleşim alanına tek bir kale kapısından giriş yapılabilen 80 haneli köy, sur kalıntıları ve sarp arazi yapısıyla özgün mimarisini koruyor. Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş, Tunçkaya’nın kale içinde gündelik ömrün aralıksız sürdüğü az örneklerden biri olduğunu vurgulayarak, bölgenin asırlık bir tarih mirasını canlı tuttuğunu tabir etti.

