Naim Babüroğlu
13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi…
9 Eylül 1922’de Büyük Taarruz Zaferi…
Sıra diplomasiye gelmişti…
Savaş meydanında kazanılan zafer, masada taçlandırılacaktı.
Başkomutan Mustafa Kemal’in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na söyledikleri:
“Millî Mücadele’mizin bu evresi kapanmıştır. Şimdi ikinci safhasını açmamız gerekiyor.”
Mustafa Kemal, bu ikinci kainatın, “Cumhuriyet, çağdaşlık ve aydınlanma” olduğunu belirtir.
YUNANİSTAN’DA HESAPLAŞMA
Büyük Zafer sonrası, Yunanistan’da hesaplaşma süreci başlar.
İhtilal patlak verir.
27 Eylül 1922’de, Kral I. Konstantin tahttan çekilmek zorunda kalır ve ülkeyi terk eder.
Yunanistan, Anadolu’da yaşadığı ve “Küçük Asya (Anadolu) Felaketi” olarak isimlendirdiği hezimetin sorumlularını yargılar.
28 Kasım 1922’de, mahkeme kararını açıklar.
Altı bireye idam cezası verilir.
Yunanistan, Anadolu’da yaşadığı bu yenilgiyi, tarihine bir utanç lekesi olarak kaydeder.
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI
3 Ekim 1922’de, Mudanya’da ateşkes görüşmeleri başlar.
TBMM Hükümeti’ni, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa temsil eder.
Görüşmelere; yenilmiş Yunanların yerine, İngiltere, Fransa ve İtalya katılır.
Yunan delegeler ise, bir yük gemisinde beklerler.
Konferansa iştirak durumu, aslında İstiklal Savaşı’nda Türklerin kimlerle savaştığının bir göstergesiydi.
Ve Mudanya Ateşkes Antlaşması, 11 Ekim 1922’de imzalanır.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla, Yeni Türk Devleti memleketler arası alanda tanınıyordu.
VAHDETTİN’İ DE ÇAĞIRIRLAR
Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, Lozan Barış Antlaşması süreci başlar.
İngilizler, Lozan Barış görüşmeleri için, 16 Ekim 1922’de Padişah Vahdettin’e bir yazı gönderir.
Lozan’a bir heyet göndermesini isterler.
Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı sert olur:
“Barış konferansında Türkiye Devleti yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından temsil olunur…”
İşgalcilerle işbirliği yapan Vahdettin, kazanılan büyük zafere ortak olmak istiyordu.
Artık, saltanatın kaldırılmasının vakti gelmişti.
Ve 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılır.

İSMET PAŞA İKİNCİ ADAM OLUYORDU
İsmet Paşa, Mustafa Kemal’in en güvendiği insanlardan biriydi.
Mustafa Kemal, İsmet Paşa’yı Lozan Heyet Başkanı olarak seçer.
20 Kasım 1922’de İsviçre’nin Lozan kentinde, barış görüşmeleri başlar.
İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya ve Sırbistan iştirakçi ülkelerdir.
Boğazlar konusunda, Sovyetler Birliği ve Bulgaristan masadadır.
Belli mevzular için, Belçika ve Portekiz görüşmelerde yerini almıştır.
ABD, gözlemci statüsündedir.
Karşı cephede ise, bir tek Türkiye bulunuyordu.
Türkler, savaş meydanında bir zafer elde etmenin özgüveniyle Lozan’a gelmişlerdi.
★★★
20 Kasım 1922’de konferansın açılışında, İsmet Paşa’nın bir cümlesi maksadı açıklıyordu:
“Efendiler, çok acılar çektik; çok kan döktük. Bütün uygar uluslar üzere özgürlük ve bağımsızlık istiyoruz.”

LOZAN’IN İMZALANMASI
İsviçre’nin Lozan kenti, Rumine Sarayı büyük konferans salonu…
Tüm delegeler, birinci imza erdemini Türk Baş delegesi İsmet Paşa’ya verirler.
Üç yıl evvel Osmanlı delegeleri, Türklerin idam fermanı Sevr’i imzalamışlardı.
O vakit Osmanlı heyeti, dört saat salon dışında bekletilmişti.
Ve Sevr Antlaşması imza merasimi, yalnızca 15 dakikada sürmüştü.
Bugün, yeni Türkiye’nin tapusu imzalanıyordu.
İmzalayacak kişi Batı Cephesi Komutanı, şimdi ise Dışişleri Bakanı İsmet Paşa’dır.
39 yaşındadır.
Masanın başına gelir.
Cebinden, Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği altın bir dolmakalem çıkarır.
Ve 143 maddelik Lozan Barış Antlaşması’nı imzalar.
Tarih 24 Temmuz 1923 Salı, saat 15.09’du.
İsmet Paşa’nın, “On yıl birden yaşlandım” dediği, sekiz aylık süreç sonunda…
Yeni Türkiye Devleti’nin kuruluşu, tarihe “bağımsız devlet” olarak kaydedilir.
ADALAR LOZAN’DA MI VERİLDİ?
Son devirde, Sevr’e özenenler Lozan’ı karalama kampanyası başlattılar.
Adalar, Lozan’da verildi nakaratını tekrar ederler.
İtalya, 12 Ada’yı 1912’de Trablusgarp Savaşı’nda işgal eder.
Yunanistan, Ege Adaları’nı 1912’de Balkan Savaşı’nda işgal eder.
Yani, Adalar Lozan’dan 11 yıl evvel, 1912’de İtalya ve Yunanistan tarafından Osmanlı devrinde işgal edildi.
Karşı koyacak donanma da yoktu.
Çünkü Osmanlı Donanması, II. Abdülhamid devrinde Haliç’te çürütülmüştü.
Bu gerçeklere karşın…
Türkiye’de yeni bir tarih yazma vazifesi alanlar, Lozan’ı küçümserler.
NE DEDİLER?
İngiliz Devlet Adamı Churchill, Lozan Antlaşması için şunları söyler:
“Türklerin yine Avrupa’ya girmeleri; Müttefikler için en berbat aşağılanmadır…”
İngiltere Başbakanı Lloyd George, itiraf etmek zorunda kalır:
“Lozan, İngiltere’nin bu vakte kadar imzaladığı antlaşmaların en alçaltıcısıdır.”
ABD’li diplomat James Gerard’ın yanıtı kısa ve nettir:
“Lozan’da, Hristiyan medeniyeti çarmıha gerilmiştir.”
MUHTEŞEM DİPLOMATİK BAŞARI
Sevr Antlaşması ile, Türklere Anadolu’nun dörtte biri kadar, 200 bin kilometrekareden daha az toprak bırakıldı.
Lozan’la, Türkiye’nin elde ettiği toprağın yüzölçümü ise 736 bin kilometrekaredir.
Hatay’ın katılmasıyla, Türkiye’nin yüzölçümü 783 bin kilometrekarenin üstüne çıktı.
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanıp, 103 yıl sonra hâlâ geçerli olan tek antlaşma Lozan’dır.
Yüzyıllarca Osmanlı Devleti’nin kanını emen, onu sömürge hâline getiren, kapitülasyonların kaldırılması bile büyük bir muvaffakiyettir.
★★★
Atatürk, Lozan Barış Antlaşması’nı, NUTUK’ta şöyle tanımlar:
“Bu antlaşma, Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir dokümandır. Osmanlı tarihinde gibisi görülmemiş bir siyasi zafer eseridir!”
LOZAN’DAN NEFRET EDENLER
PKK terör örgütü, bir Kürt devletinin kuruluşunu engellediği için Lozan’a düşmandır.
Atatürk’ün Ulus Devlet”ine karşı olanlar, Türkiye’nin parçalanmasını isteyenler Lozan’ı hiç sevmezler
Sevr’i hayal edenlerle, Cumhuriyet’in bir parantez olduğunu söyleyenlerin ortak maksadı, Lozan’ın ortadan kaldırılmasıdır.
★★★
Lozan, iki Mustafa’nın, Mustafa Kemal’in ve Mustafa İsmet’in zaferidir…
Lozan imzalandığında Mustafa Kemal 42, Mustafa İsmet 39 yaşındadır…

