Kartalkaya faciasında hayatını kaybeden 78 can için Adalet Yürüyüşü üçüncü günü geride bıraktı. Aileler ismine Bolu’dan Ankara’ya adalet yürüyüşünü başlatan Oktay Akişli, Ankara il sonuna ulaştı, yürüyüşte 90 kilometreyi geride bıraktı.

Sıcak havada her gün 30 kilometre yürüyen Akişli, “Yorulmadım. Tersine her geçen gün daha da güçleniyorum. Yarın bugünden daha güçlü olacağım. Sağ olsunlar yakınlarını yitiren tüm aileler ve ülkenin dört bir yanındaki yurttaşlarımız arkamda. Hepsinden güç alıyorum. 18 Temmuz Cumartesi günü Ankara’ya ulaştığımda buluşacağımız bütün ailelerle sesimizi daha gür ve kararlı bir halde duyuracağız” dedi.
ADALETE SUSADIK
Oktay Akişli kelamlarını şöyle tamamladı: “Benzer olayları yaşayan ailelerle de dayanışma içindeyiz. İliç’ten Çorlu’ya, Soma’dan Sisli Vadi’ye, Gayrettepe’den 6 Şubat depremzedelerine kadar acılı aileler arıyorlar, dayanak oluyorlar. Onlar için de yürüyorum. Onların da adalete susadığını görüyorum. Şirazi’nin kelamının manasını şimdi çok daha uygun anlıyorum: Dünyadaki bütün ırmaklar adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez.”

YOLUMUZ AYNI
Yürüyüşün bu etabına Duygu Can da eşlik etti. Duygu Can’ın çocukları, 13 yaşındaki Nehir ve 15 yaşındaki Doruk ile eski eşi Yılmaz Sarıtaş (51) faciada ömrünü yitirmişti.
Duygu Can, “Keşke adaleti yollarda aramak zorunda kalmasaydık. İnsan eliyle olan bir katliamda iki evladını kaybeden bir anne olarak yalnızca yasımı yaşamak istiyorum. Ancak adalet tam olarak sağlanabilmiş değil. Ben de Oktay’ın yürüyüşüne eşlik etmek istedim. Esasen yolumuz aynı” diye konuştu.
Yürüyüşün emeli, Danıştay’ın soruşturma müsaadesi verdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumlularının mahkemeye çıkarılarak adil yargılamada hesap vermesi.
Doruk’un annesine son mesajı
Duygu Can, TBMM’deki araştırma kurulu toplantısında, oğlu Doruk’un yangın esnasında kendisine gönderdiği son iletisi dinletmişti. Sesli iletide Doruk’un “Anne seni seviyorum” dediği cümle salondaki herkesi gözyaşlarına boğmuştu. Duygu Can, komitede yaptığı konuşmada, “Benim çocuğum öleceğini biliyordu. Ben anne olarak şunu demek zorunda kaldım. Keşke uyanmasaydı, keşke korkmasaydı. Ben bu komiteden canım çocuğum Doruk’un hamasetini bekliyorum” demişti.

