1978 yılında Erzurum’da askerlik yaptığı sırada gördüğü kuraklığa güçlü ‘kılçıklı kırmızı buğday’ tohumunu cebine koyup memleketi Yozgat’a getiren 71 yaşındaki Mehmet Yılmaz, yarım asırlık ısrarının karşılığını aldı. Bir vakitler “Bu topraklarda çürür gider” denilen iki avuç tohum, şimdi tüm bölgenin gözdesi haline gelerek rekor hasat yapılıyor.
Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı bir köye yaşayan 71 yaşındaki emektar çiftçi Mehmet Yılmaz, 1978 yılında Erzurum’da vatani misyonunu yaparken kulübe bahçesindeki özel bir buğday cinsini fark etti. Doğu Anadolu’nun dondurucu kışına ve çorak toprağına karşın sapsağlam duran iri başakları görünce dayanamayan Yılmaz, cebine iki avuç tohum koyup memleketi Yozgat’a getirdi.
‘BU TOHUM ÇÜRÜR’ DİYENLERE KULAK ASMADI
İlk yıl köydeki 200 metrekarelik alçakgönüllü bahçesine ekim yapan emektar çiftçi, komşularının “İç Anadolu toprağında bu tohum çürür, boşuna vakit kaybetme” laflarına hiç kulak asmadı. İlk hasatta elde ettiği 12 kilogram buğdayın tek bir adedini bile mutfağına sokmayıp büsbütün tohuma ayıran Yılmaz, her yıl ekim alanını adım adım büyüttü.
KURAKLIĞA MEYDAN OKUYAN HASAT
Sıradan buğday çeşitleri dönüm başına ortalama 280 ila 350 kilogram eser verirken ve bol su isterken, Mehmet Yılmaz’ın getirdiği çeşit dönüm başına 650 kilograma kadar ulaşıyor. Üstelik kavurucu yaz sıcaklarına ve kuraklığa meydan okuyan bu özel buğdayın un kalitesi ve besleyiciliği de bildiğimiz buğdayları katlamış durumda.
ŞİMDİ HER YIL REKOR HASAT YAPIYOR
Yarım asra yaklaşan hasar sürecini anlatan Mehmet Yılmaz, tohumun saflığını korumak için yıllarca ne kadar titiz davrandığını belirtti. Yılmaz, “1978 kışında Erzurum’da nöbet tutarken bahçedeki başakların kalınlığı dikkatimi çekmişti. Bölük komutanımızdan müsaade alıp mendilimin içine iki avuç tohum koydum. Köye getirdiğimde ‘Burada yetişmez’ dediler. 10 yıl boyunca tek bir adedini bile satmadım, yalnızca çoğalttım. Son yıllarda köyde kuraklık artınca bizim buğdayın değeri anlaşıldı. Bu yıl dönümden 650 kilo eser aldık. Şimdi yalnızca bizim köylüler değil, Çorum ve Sivas’tan gelen çiftçiler bile tohumluk almak için geliyor” dedi.
KÖYLÜLER TOHUMUN PEŞİNE DÜŞTÜ
Görenlerin “altın sarısı deniz” benzetmesi yaptığı tarladaki rekor rekolte, etraf köylerdeki çiftçilerin de dikkatini çekti. Kuraklık yüzünden tarlasından istediği randımanı alamayan pek çok çiftçi, kendi tohumunu bırakıp Mehmet Yılmaz’ın kapısını çalmaya başladı. 48 yıl evvel bir meraktan doğan bu seyahat, bugün hem Mehmet Yılmaz’ın yüzünü güldürüyor hem de kuraklıkla boğuşan bölge çiftçisine umut olmaya devam ediyor.

