Sosyal medyada yeniden gündeme gelen çorbayı deneyen seyahat içerik üreticilerinden Daniel Pinto da dev tencereyi görünce şaşkınlığını gizleyemeyenlerden. Ancak hikayenin en ilginç kısmı çorbanın 50 yıllık olması kadar, bu sistemin nasıl devam ettirildiğinde saklı. Çünkü tencerede 1970’lerden kalmış et parçaları yüzmüyor.
Bangkok’un Ekkamai bölgesindeki aile işletmesinde hazırlanan yemek, neua tune olarak bilinen koyu renkli bir et yemeği ve erişte çorbasının temelini oluşturuyor. Bugün işletmenin üçüncü kuşağı tarafından sürdürülen yöntemin başlangıcı 1974 yılına kadar götürülüyor. Bazı eski haberlerde farklı başlangıç yılları verilse de ailenin meşhur et suyunu yarım asrı aşkın süredir devam ettirdiği biliniyor.
İşin lezzet tarafında da yalnızca yıllanmış bir et suyu yok. Tencereye her gün taze sığır eti, balık sosu, soya sosu ve aromatik bitkiler ekleniyor. Daha önce işletmeyi ziyaret eden kaynaklarda kişniş kökü, sarımsak, tarçın, karabiber ve çeşitli Çin baharatlarından da söz ediliyor. Etlerin saatler boyunca yavaşça pişmesiyle ortaya oldukça yoğun bir lezzet çıkıyor. The Wall Street Journal
Hikayeyi ilk duyduğunuzda dev bir tencerenin 50 yıldır gece gündüz ocağın üzerinde kaynadığını düşünmeniz oldukça normal. Gerçekte uygulanan yöntem biraz daha farklı ve çok daha ilginç. Günün sonunda kalan değerli et suyu süzülüyor ve bir sonraki günün çorbasında kullanılmak üzere ayrılıyor. Tencere temizleniyor. Ertesi gün bu et suyu yeniden temel olarak kullanılıyor ve üzerine taze malzemeler ekleniyor.
Bir bakıma ekşi maya gibi düşünebilirsiniz. Yıllar önce hazırlanan mayanın tamamını her ekmekte kullanmak yerine bir kısmını koruyup yeni karışıma aktarırsınız. Burada da benzer biçimde önceki et suyunun bir bölümü yeni günün yemeğine aktarılıyor.
Bu yöntemde 50 yıllık olan şey tenceredeki etler değil, devam ettirilen et suyu zinciri. Katı malzemeler sürekli yenileniyor. Günlük hazırlık sırasında tencereye taze et ve baharatlar giriyor, eksilen sıvı tamamlanıyor ve lezzet yeniden ayarlanıyor. Üçüncü kuşak işletmeci Nattapong Kaweenuntawong’un da bu dengeyi yıllar içerisinde ailesinden öğrendiği aktarılıyor. Üstelik ailede lezzeti korumak için kullanılan ölçülerin tamamının yazılı bir reçeteye bağlı olmadığı, önemli bir bölümünün yıllar içinde kazanılan deneyimle ayarlandığı belirtiliyor.
Aslında bir önceki günden kalan yemeğin bir bölümünü yeni malzemelerle devam ettirme fikri yalnızca bu restorana ait değil. Bu yöntem bugün İngilizcede “perpetual stew” olarak biliniyor. Türkçeye kabaca hiç bitmeyen yahni veya sürekli devam ettirilen yemek olarak çevrilebilir.

