Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Bir dönem yaşına uygun ve akıcı konuşan çocukların zaman zaman daha küçük bir çocuk gibi konuşmaya başlaması, ebeveynlerde ‘Bir sorun mu var?’ endişesine yol açabiliyor. Uzmanlara göre ise bebeksi konuşmayı değerlendirirken yalnızca konuşmanın biçimine değil; ne zaman ortaya çıktığına, ne kadar sürdüğüne, hangi durumlarda görüldüğüne ve çocuğun daha önce kazandığı becerileri koruyup korumadığına bakmak gerekiyor. Bu davranış çoğu zaman ‘şımarıklık’ ya da ‘ilgi çekme çabası’ olarak değerlendirilmemeli; çocuğun yaşadığı duygular ve karşılamaya çalıştığı ihtiyaçlar da göz önünde bulundurulmalı. Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak ve Çocuk Hastalıkları Uzm. Dr. Pınar Karadeniz regrasyon adı verilen bu durumu ebeveynler için Milliyet.com.tr okurlarına anlattı.

ÇOCUKLAR NEDEN BEBEK TAKLİDİ YAPMA İHTİYACI DUYUYOR?
Normal şekilde konuşan çocukların bir anda bebek taklidi yapar gibi konuşmaları toplumda genellikle üzerine pek düşülmemesi gereken bir konu olarak kabul görüyor. Ancak bu bazı durumlarda destek alınması gereken ve mutlaka bir uzmanın görüşünün alınması gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak’a göre bir çocuğun daha önce kullandığı yaşına uygun konuşma biçimini bırakıp zaman zaman daha küçük bir çocuğa özgü ses tonu kullanması, her zaman bir gelişimsel problem anlamına gelmiyor. Özellikle küçük çocuklarda bu davranış, gelişimin doğal bir parçası olan geçici gerileme (regresyon) şeklinde ortaya çıkabiliyor. Çocuk Hastalıkları Uzm. Dr. Pınar Karadeniz de konuya ilişkin açıklamasını şu şekilde yapıyor: “Bir çocuk zaman zaman bebeksi bir ses tonuyla konuşmaya başladığında bizim için önemli olan, bunun yalnızca konuşma biçiminde bir değişiklik mi olduğu, yoksa çocukta daha önce kazanılmış bir becerinin gerçekten kaybolup kaybolmadığıdır.”
Ancak bazı durumlarda bu davranışın ne zaman ortaya çıktığına bakmak gerekiyor. Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak, “Psikolojik açıdan baktığımızda bebeksi konuşma bazen çocuğun ilgi, yakınlık, güven ve bakım ihtiyacını ifade etme biçimi olabilir. Çocuk “Ben de küçük olmak istiyorum”, “Benimle de ilgilen”, “Beni hâlâ seviyor musun?” gibi duyguları sözel olarak ifade edemediğinde bunu davranış üzerinden gösterebilir. Bunun yanı sıra taklit de önemli bir faktördür. Çocuk çevresinde daha küçük bir kardeşin bebeksi konuşmalarını duyuyor, bu konuşmaya yetişkinlerin yoğun ilgi gösterdiğini gözlemliyorsa, bu iletişim biçimini deneyebilir. Dolayısıyla davranışın ne zaman ortaya çıktığı ve çocuğa ne sağladığı oldukça önemlidir“ açıklamasında bulunuyor.
“Pediatrist olarak böyle bir durumda çocuğun sadece konuşmasına değil, gelişimine bir bütün olarak bakarız. Söylenenleri anlaması, kendini ifade etmesi, sosyal iletişimi, oyun ve motor becerileri değerlendirilir. İşitmenin de mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. İşitme kaybı ya da orta kulakla ilgili bazı sorunlar çocuğun konuşma ve dil gelişimini etkileyebilir. Eğer gerçekten bir beceri kaybı varsa, nörogelişimsel ve nörolojik nedenler açısından çocuk değerlendirilir ve gerekli görülürse ileri incelemeler planlanır. Çocuğun bulgularına göre çocuk nörolojisi, çocuk ve ergen ruh sağlığı, odyoloji ya da dil ve konuşma terapisi gibi farklı alanlardan da destek alınabilir.” Uzm. Dr. Pınar Karadeniz

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE SIKLIKLA GÖRÜLEBİLİR
Bebeksi konuşmanın özellikle yürümeye başlayan çocukluk ve okul öncesi dönemde daha sık görüldüğünün altını çizen Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak, Regresif davranışların özellikle okul öncesi dönemde yaygın olduğunu ancak daha büyük çocuklarda da ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Uzman isim şöyle bir ayrım yapıyor: “Normal demek, davranışın her koşulda göz ardı edilmesi anlamına gelmez. Çocuk örneğin 3–5 yaş arasında yaşına uygun konuşabiliyor ancak zaman zaman oyun sırasında veya ilgi istediğinde bebeksi bir ses kullanıyorsa ve bunun dışında gelişimi yaşına uygun devam ediyorsa, bu çoğunlukla geçici ve bağlama bağlı bir davranış olarak değerlendirilebilir. Özellikle okul öncesi dönem, çocukların “büyümek” ile “küçük kalmak” arasında gidip gelebildikleri bir dönemdir. Bir gün “Ben artık büyüdüm, kendim yapacağım” derken başka bir gün “Bana sen yardım et” demesi gelişimsel olarak şaşırtıcı değildir. Ancak çocuğun yaşı ilerledikçe davranışın sürekli hale gelmesi, işlevselliği bozması veya gerçek beceri kayıplarının eşlik etmesi durumunda değerlendirme gerekir.”
Çocuğunda bu tip davranışları gören ebeveynlerin akıllarındaki en büyük soru işareti ise kardeş doğumu, aile içinde yaşanan değişiklikler ve okul sorunları. Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak Özellikle çocuğun hayatında önemli bir değişiklik olduğunda regresif davranışlar görülebileceğini hatırlatıyor. Kardeş doğumunun bunun en bilinen örneklerinden biri olduğunu söyleyen Durak, yeni bebeğin daha fazla bakım ve ilgiye ihtiyaç duyması, büyük çocuğun kendisini bir anda “büyümüş” ve daha az ilgi gören çocuk gibi hissetmesine neden olabileceğini söylüyor. Bu durumda çocuğun daha küçük yaş davranışlarına dönerek ebeveyninin ilgisini yeniden çekmeye çalışabileceğini iletiyor. Bununla birlikte kardeş doğumunu otomatik olarak “travmatik” veya problem yaratıcı bir olay olarak değerlendirmenin doğru olmadığının altını çizen Durak, kardeş dışında; taşınma, okul değişikliği, okulda yaşanan güçlükler, ebeveynlerin ayrılması, aile içindeki çatışmalar, ebeveynin çocuğa ayırdığı zamanın azalması, hastalık veya başka önemli yaşam değişikliklerinin de çocukta geçici regresif davranışlara zemin hazırlayabileceğinin bilgisini verdi.

Bebeksi konuşma hangi durumlarda uzman desteği gerektiren bir işaret olarak görülmeli? “Burada tek başına “bebeksi konuşuyor” demekten ziyade, davranışın beraberinde başka ne olduğuna bakmak gerekir. Özellikle şu durumlarda çocuk psikiyatristi, çocuk psikoloğu veya dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alınması uygun olur: çocuk daha önce sahip olduğu kelime veya cümle kurma becerilerini gerçekten kaybediyorsa, bebeksi konuşma giderek artıyor ve sürekli hale geliyorsa, konuşma dışında sosyal iletişimde de belirgin gerileme varsa, göz teması, jest kullanımı, karşılıklı iletişim veya sosyal ilgi alanlarında belirgin değişiklikler ortaya çıkıyorsa, çocuk konuşmayı anlamada veya kendisini ifade etmede belirgin güçlük yaşamaya başladıysa, konuşma değişikliğine yoğun içe kapanma, kaygı, uyku/iştah değişiklikleri veya belirgin davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa, okul veya sosyal yaşam belirgin biçimde etkileniyorsa ve ebeveynlerin “çocuğum artık eskisi gibi değil” şeklinde belirgin bir gelişimsel kayıp gözlemi varsa.” Uzm. Psk. Ayşe Burcu Durak
Uzm. Dr. Pınar Karadeniz ise çocuğun zaman zaman küçük bir çocuk gibi konuşmasıyla, daha önce yapabildiği bir şeyi artık yapamaması durumunun aynı olmadığını, kelimelerinde, anlamasında, iletişiminde ya da diğer gelişim basamaklarında gerçek bir kayıp fark ediliyorsa pediatrik değerlendirmenin geciktirilmemesi gerektiğinin altını çizerek açıklamalarını sonlandırdı.

