Ahbap Derneğine yönelik soruşturmada tutuklanan Haluk Levent’e bir reaksiyon de eski dostu Mahsun Kırmıgül’den geldi.
Prestij Müzik çatısı altında 90’lı yıllarda birlikte şöhrete ulaştıkları anları hatırlatan Kırmızıgül, “Gerçekten değdi mi Haluk?” diye sordu.
Kırmızıgül şunları yazdı:
Nerden nereye…. Bir Haluk Levent hikayesi…
Biz seninle tıpkı devirde tıpkı hayalleri kuruyor, birebir heyecanları yaşıyorduk. Bir gün milyonlara ulaşacağımızın hayalini kuruyorduk. Birebir imal şirketinde, birebir çatı altında şöhret basamaklarını birlikte tırmandık.
‘HAYAT HEPİMİZİ FARKLI YOLLARA SAVURDU’
O yıllarda sen, nasıl olduysa vahim bir borç sarmalının içine düştün. Edindiğin berbat alışkanlıklar başına büyük belalar açmıştı. Borçların yüzünden seni Adana Karataş Cezaevi’ne, merhum üretimcimiz Hilmi Topaloğlu ve Özcan Deniz’le birlikte şahsen biz götürdük.
O günlerde sekiz başka bankaya olan borçlarını kapatabilmen için, Star TV’de yaptığım diziden kazandığım parayla borçlarını ödedik. Yine ayağa kalkman için elimizden geleni yaptık.
Sonra hayat hepimizi farklı yollara savurdu…

‘KÖTÜ ALIŞKANLIKLARINDAN NEDEN KURTULAMADIN?’
Yıllar sonra Ahbap Derneği’yle yaptığın yardımları, muhtaçlık sahiplerinin yanında oluşunu gördükçe içimden, “Haluk Levent o karanlık günleri geride bıraktı. Çok şükür küllerinden tekrar doğdu.” diyordum. Attığın her adımla gurur duydum. Bakanlar, Valiler, Belediye Başkanları sana dayanak oldular. Cumhurbaşkanının eşinden ve bir çok yerden ödül aldın. Sivil toplum kuruluşları yaptıklarını takdir etti.
Binlerce konser verdin. Meydanlar doldu, salonlar doldu. Reklamlarda oynadın, büyük markalar sana sponsor oldu. Hayat sana milyonlarca insanın ömrü boyunca ulaşamayacağı imkânlar sundu.
Ama ah be Haluk…Şu berbat alışkanlıklarından sebep kurtulamadın? Sebep?
‘BELKİ DE SON BİR ŞANS VERDİ’
Depremde ölen beşerler için, dünyalar hoşu, o çok özel kızının hatırı için, bile o masalara bir daha oturmamalıydın. O ekranlara bakmamalıydın. O tuşlara hiç dokunmamalıydın. Keşke ellerin kırılsaydı da bu alışkanlıklara bir daha dönmeseydin.
Bu halk seni başının üstüne koydu. En emniyetli, en çok alkışlanan sanatkarlardan biri yaptı. Bağrına bastı. Sana ikinci, üçüncü, tahminen de son bir baht verdi.
Depremde beşerler evlatlarını, annelerini, babalarını toprağa verirken, kendi yaralarını sarmaya çalışırken milyonlarca insan elindekini avucundakini devletin kurumları yerine sana gönderdi. Sana güvendi.

‘EMEĞE SIRT ÇEVİRMEYE DEĞER MİYDİ?’
Milyonlarca insan sana ışık yaktığı halde o karanlığın içinden aydınlığa çıkamadın. Sebep o ışığı göremedin? Sebep o berbat alışkanlıkların için doğruluktan ve dürüstlükten ayrıldın?
Hayat bu kadar ucuz muydu Haluk? Birkaç dakikalık heyecan uğruna, epey sevgiye, çok inanca, epey emeğe sırt çevirmeye sahiden kıymet miydi?
‘GERÇEKTEN DEĞDİ Mİ HALUK?’
Yaptıkların yalnızca seni yıkmadı. Sana inananları, seni sevenleri, dostlarını da derinden yaraladı.
Ben bugün en çok seni değil, o çok özel olan kızını düşünüyorum. Zira bir evlat, babasının omuzlarında inancı öğrenir. Sen, onun uğruna bütün berbat alışkanlıklarını, bütün tutkularını, bütün zaaflarını geride bırakmalıydın.
İçimde yanıtını bulamadığım tek bir soru kaldı…
Gerçekten değdi mi Haluk?

