BAHAR KURŞUN
Fahreddin Türkkan, 1868 yılında Rusçuk’ta doğdu. 93 Harbi’nden sonra ailesiyle İstanbul’a yerleşti. Mekteb-i Harbiye’yi birincilikle bitirdi. Balkan Savaşı’nda vatan savunması için cephede yerini aldı. Çatalca ve Edirne’nin geri alınışında değerli rol oynadı. 1916’da Medine’deki Hicaz Kuvve-i Seferiyesi komutanlığına atandı. İngilizlerin dayanağıyla isyana girişen Şerif Hüseyin ordusuna karşı, kısıtlı imkanlarla çaba etti. Arap çetelerine karşı 2 yıl 205 gün boyunca direndi.
‘ÇÖL KAPLANI’ LAKABI
Fahreddin Paşa, kıtlığa karşın Medine’yi ve Peygamberin kutsal emanetlerini muhafazaya çalışırken İstanbul Hükümeti, Osmanlı’yı ņilen tarih sahnesinden silen Mondros Mütakeresi’ni imzaladı. Medine Müdafaası sonrası, “Türk Kaplanı”, “Çöl Kaplanı”, “Medine Kahramanı” lakaplarıyla anılan Fahreddin Paşa, İstanbul’dan İngilizlere teslim olması için gelen buyruklara kulak asmadı. İstanbul Hükümeti’nin mütarekeyi bildiri etmek için gönderdiği yüzbaşıyı hapsetti. Vahdettin’in Medine’nin tahliye edilmesi için gönderdiği Adliye Nazırı Haydar Molla ile görüşmeyi reddetti. ESİR
PADİŞAHIN EMİRLERİ…
Fahreddin Paşa, “teslimiyeti onursuzluk” saydığını vurguladı. İngilizlerin silahının gölgesinde esir kabul ettiği padişahın buyruklarını uygulamayacağını net halde lisana getirdi. Harbiye Nezareti’ne gönderdiği telgraŇarda, “Türk Bayrağı’nı kendi ellerimle indiremem, İslam’ın kutsal topraklarının anahtarlarını bir İngiliz subayına yahut asilere teslim edemem” dedi. Peygamberin kutsal emanetlerini İstanbul’a gönderdi. Muhafazaya alınmasını sağladı. Mondros’tan yaklaşık 2.5 ay sonra Fahreddin Paşa, İstanbul Hükümeti’nin baskılarıyla 10 Ocak 1919’da İngilizlere ve Araplara teslim olmak zorunda kaldı.
MUSTAFA KEMAL’DEN ÖVGÜ
7 Ocak’ta esir olarak Mısır’a gönderilen Fahreddin Paşa, 5 Ağustos 1919’da Malta’ya sürgün edildi. Vahdettin’in “İngilizlere teslim ol” buyruklarına direnen Fahreddin Paşa, Ankara Hükümeti’nin teşebbüsleriyle 8 Nisan 1921 tarihinde Malta’dan kurtuldu. Artık vatanı savunmak için Mustafa Kemal Paşa ile birlikte hareket edecekti. Sakarya Savaşı devam ederken cepheye giderek Mustafa Kemal ile buluştu. Mustafa Kemal Paşa, Fahrettin Paşa’yı “sağlığında ismini tarihe altın harŇerle yazdıran kahraman” diyerek karşıladı.
ATATÜRK’ÜN BİR NEFERİ…
Yakınları o görüşmeyi şöyle aktardı: “Fahreddin Paşa diyor ki, ‘Ben bir nefer olarak savaşmaya geldim’. Atatürk cevaben, ‘Biz çabamızı yapıyoruz. İslam dünyasında siz çok hürmet görüyorsunuz. Onun için Afganistan’a gidin, orada çabamızı bütün İslam dünyasına anlatın’ diyor. Hint Müslümanlarının yardımlarının Anadolu’ya ulaştırılmasında büyük katkısı oluyor.” Bu görüşmeden sonra Fahreddin Paşa, 9 Kasım 1921 tarihinde Kabil Büyükelçiliği’ne atandı. Türk-Afgan dostluğunun gelişmesinde kıymetli rol oynadı.
‘Paşa, ömrümü tazeledin’
Kabil’de misyonlu olan Fahreddin Türkkan, Büyük Zafer sonrası Mustafa Kemal Atatürk’e şu mektubu gönderdi: “Yalnız vatanı ve ulusal geleceğimizi değil, onlarla birlikte âlem-i İslâm’ın da ümit ve istikbalini kurtaran büyük zaferinizi ellerinizi ve gözlerinizi öperek kutlularım. Hoş İzmir’imizi kurtardınız, Türk izzet-i nefsine vurulmak istenen yüzkarasını Akdeniz’le pakladınız! Hepimize kan kusturan mütarekenin o firavun dönemini bugün bir düş gibi hatırlıyoruz. Paşa hazretleri, benim kocamış ömrümü tazelediniz! Sağ olunuz!”

