Close Menu

    Haber Bültenine Kaydolun

    Cinsaber'den en güncel haberleri hemen almak için haber bültenine kaydolun

    Sıcak Haberler

    Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 2. duruşma

    25 Ağustos 2026

    Jurassic Park’ın efsane ismi Sam Neill hayatını kaybetti!

    25 Ağustos 2026

    Sahte çay kendini nasıl ele verir? Demlikteki ve bardaktaki gizli ipuçları

    25 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    CinsaberCinsaber
    25 Ağustos 2026, Salı
    Son Haberler:
    • Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 2. duruşma
    • Jurassic Park’ın efsane ismi Sam Neill hayatını kaybetti!
    • Sahte çay kendini nasıl ele verir? Demlikteki ve bardaktaki gizli ipuçları
    • Buzdolabınızdaki gizli kurtarıcı! Tek bir bezle sebze ve meyveleri koruyun
    • Nebahat Çehre de Manifest’e kayıtsız kalamadı
    • Dışı sağlam içi çürük çıkmasın! Kusursuz narı bulmanın gizli şifreleri
    • Can Polat’ın ardından 40 gün geçti! Engin Polat’tan yürek burkan paylaşım
    • Damla Sönmez ve İlkay Akıncı evlendi! İşte düğünden ilk kareler…
    • Anasayfa
    • Son Dakika
    • Cinsel Sağlık
    • İlişkiler
    • Aile
    • Yaşam
    • Astroloji
    Cinsel Sağlık Tarama Testi
    CinsaberCinsaber
    Home»Genel»İran ile ABD arasındaki 7 kırılma noktası! ‘Yakın Müttefik’ten ‘Büyük Şeytan’a 73 yıllık hesaplaşma
    Genel

    İran ile ABD arasındaki 7 kırılma noktası! ‘Yakın Müttefik’ten ‘Büyük Şeytan’a 73 yıllık hesaplaşma

    cinsaberBy cinsaber14 Ağustos 2026Yorum yapılmamışOkuma Süresi: 9 Dakika
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Reddit WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest WhatsApp Email

    Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İran arasındaki ilişkilerdeki en önemli kırılma noktası “1979 devrimi” oldu. Devrim öncesinde Şah Muhammed Rıza Pehlevi tarafından yönetilen İran, ABD ile o kadar yakın ilişkilere sahipti ki ABD’nin 39. Başkanı Jimmy Carter, 1978 yılına eşiyle birlikte Tahran’da girdi. Ancak bu yakınlığın yerini düşmanlığa bırakması çok uzun sürmedi. 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle birlikte ABD, İran’da “Büyük Şeytan” olarak anılmaya başlandı. İlişkiler bu noktadan sonra o kadar gerildi ki 2002 yılında ABD Başkanı George W. Bush, yaptığı açıklamada İran’ı “şer ekseni” olarak tanımladığı ülkeler arasına dahil etti. 

    Tüm bu gerilime rağmen yakın zamana kadar ABD ve İran arasında resmi olarak doğrudan bir savaş yaşanmadı. İran, Orta Doğu’da ABD ve müttefiklerini hedef alan militan grupları finanse ederken; ABD de İran hedeflerine karşı suikastlar ve askeri saldırılar düzenledi. İran, Batılı güçler tarafından silahlanma amacı taşıdığına inanılan bir nükleer program yürütürken; ABD ve müttefikleri bunu durdurmak için ağır yaptırımlar uyguladı. Bu durum önce 12 Gün Savaşları ve sonrasında 28 Şubat 2026’dan itibaren günümüze gelen süreçte değişti; dolaylı çatışmalar yerini doğrudan yapılan bir savaşa bıraktı. Peki, bu zamana kadar ABD ve İran arasında yaşanan önemli kırılma noktaları hangileriydi?

    GÜNÜMÜZE KADAR GELEN BİRÇOK SORUNUN TEMELİ 1953 DARBESİ OLDU 

    İran ve ABD arasındaki günümüzdeki ana sorunların bazılarının temeli, 1953 yılında İran’da ABD ve İngiltere destekli darbe girişimiyle atıldı. İran; zengin petrol yataklarıyla sanayisi gelişmiş ve enerjiye ihtiyaç duyan Batılı ülkeler için önemli bir ülkeydi. İngiltere, bu petrol yatakları üzerinde 1951 yılına kadar tekel sahibiydi ve İranlıların bu konuda ne düşündüğünün Londra için pek de bir önemi yoktu. Ancak bu durum 28 Nisan 1951’de Muhammed Musaddık’ın İran Başbakanı olmasıyla değişti. Musaddık, İngilizlerin İran’a ait petrol kaynaklarını kendilerininmiş gibi kullanmasından rahatsızdı ve göreve geldikten kısa süre sonra İran’da İngilizlere ait petrol altyapısını millileştirdi. 

    Haberlerimizi Google’da Takip Edin

    En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

    Google’da tercih edilen
    kaynak olarak ekleyin

    İngilizlerin Musaddık’ın bu hamlesine yanıtı çok sert oldu. İran Başbakanı ile ortak bir zemin bulamayacağını anlayan Londra; ABD’deki Eisenhower yönetimini ve CIA’yı bir darbe planlamaya ve uygulamaya ikna etti. Kısa süre sonra Musaddık’a karşı planlanan darbe girişimine yönelik ilk adım atıldı ancak ilk girişim başarısız oldu ve Şah, öfkeli protestolar karşısında İran’dan kaçtı. Ancak ABD ve İngiltere’nin ikinci darbe girişimi başarılı oldu ve Musaddık devrildi. Şah ülkeye geri dönmüş ve iktidar karşılığında ABD, İngiliz ve Fransız petrol şirketlerine İran petrol endüstrisinin yüzde 40’lık sahipliğini 25 yıllığına veren bir anlaşmayı kabul etmişti. Bu noktadan sonra İran Şahı, ABD için stratejik müttefiklerden birine dönüştü. Sovyetler Birliği sınırında, petrol açısından oldukça zengin olan bir ülkenin Soğuk Savaş yıllarında ABD saflarında olması; Washington’un hem enerji açısından elini güçlendirecek hem de Sovyetler Birliği’nin Orta Doğu’ya ulaşmasının önündeki engellerden biri olacaktı. 

    Darbenin ardından Musaddık “vatana ihanet” suçlamasıyla askeri mahkemede yargılandı ve 3 yıl hücre hapsine mahkum edildi. Musaddık hücre hapsinin ardından ev hapsine alındı ve ölene dek ev hapsinde kaldı

    İran’ın günümüzde de ABD ile arasındaki en önemli sorunlardan biri olan nükleer programı da bu yıllarda bizzat ABD’nin yaptığı yardımlarla başladı. Dönemin ABD Başkanı, İran Şahının elini güçlendirmek ve “sadakatini” ödüllendirmek için İran’ı “Barış İçin Atom” programı kapsamına dahil etti. Bu kapsamda ABD tarafından İran’a nükleer program başlatması için gerekli altyapı ve zenginleştirilmiş uranyum tedarik edildi. 1979 devriminden sonra İran’ın başına geçen Ayetullah Humeyni nükleer programa ilk etapta şüpheyle yaklaşmış olsa da Irak-İran Savaşı’nın ardından nükleer santrallerin İran için oldukça önemli olduğunu fark etti. Bu noktadan sonra İran nükleer programı, günümüze kadar gelen süreçte ABD ve Batı ülkelerinin tehdit olarak gördüğü bir duruma dönüştü.

    ‘YAKIN MÜTTEFİK’TEN ‘BÜYÜK ŞEYTAN’A DÖNÜŞÜM: 1979 DEVRİMİ 

    İran ile ABD’yi düşman haline getiren olaylar 1979 yılında yaşandı. Şah, Musaddık’ın devrilmesinin ardından kısa süre için İran içinde otoritesini artırmıştı ve hedefi İran’ı hızlı şekilde modernleştirecek reformlar yapmaktı. Ancak Şahın reform hareketleri çok hızlı ve sert olduğu için İran toplumunda tepkiyle karşılanıyor ve tabana ulaşmakta zorluk yaşıyordu. Tüm bu reformların beraberinde getirdiği bazı ekonomik eşitsizlikler, İranlılar arasında bazı rahatsızlıklara sebep olmuştu ve Şaha yönelik eleştiriler başlamıştı. Tam da bu noktada doğrudan İran Şahına bağlı olan gizli polis gücü SAVAK devreye girdi. Şaha karşı eleştiri yapanlar SAVAK tarafından gözaltına alınıyor ve hatta sorgulamalar sırasında yapılan işkenceler sebebiyle muhaliflerin bir kısmı hayatını kaybediyordu. 

    Humeyni, kendisini İran’a getiren Air France uçağından iniyor

    Şahın reform girişimleri, İran’da önemli bir tabana sahip olan din adamlarını da rahatsız etmişti. Ülkedeki artan baskı ortamında Şah Muhammed Rıza Pehlevi, birçok kişinin gözünde bir “Amerikan kuklası” olarak görülmeye başlanmıştı. 1979’da İran’da büyük protestolar patlak verdi. Şaha bağlı güvenlik güçleri ilk etapta bu protestoları kanlı şekilde bastırmaya çalışsa da adeta cin şişeden çıkmıştı ve İran Şahının ülkeden kaçmak dışında farklı bir alternatifi bulunmuyordu. Şah, protestoların ardından İran’an kaçtı ve kanser tedavisi için Amerika Birleşik Devletleri’ne sığındı. Şahın kaçmasının ardından Fransa’daki sürgününden dönen Ayetullah Humeyni, kısa süre içinde ülkenin başına geçti ve İran İslam Cumhuriyeti ilan edildi. Kısa süre içinde Şahın hayata geçirdiği reformlar iptal edildi ve protestocu gruplar arasında en organize gruplardan biri olan ve “Mollalar” olarak tanımlanan din adamları İran’ın başına geçti. Bu durum ABD ve İran arasındaki en büyük kırılma oldu. 1979 devriminin ardından ABD, İran’da “Büyük Şeytan” haline geldi. 

    444 GÜN SÜREN REHİNE KRİZİ 

    İran’da 1979 yılında yaşanan devrimin ardından ABD ile İran arasındaki ilk gerginlik, Tahran’da bulunan ABD Elçiliğinin basılması oldu. 4 Kasım 1979’da bir grup İranlı üniversite öğrencisi Tahran’daki ABD Büyükelçiliğine baskın düzenleyerek 52 Amerikalıyı rehin aldı. İstekleri Şahın yargılanmak üzere İran’a iade edilmesiydi ve ABD Başkanı Jimmy Carter bunu reddederek İran’a ağır yaptırımlar uyguladı. Kriz, 444 gün sonra Cezayir’in arabuluculuğunda imzalanan bir anlaşma ile çözüldü. ABD, dondurduğu İran varlıklarını (yaklaşık 8 milyar dolar) serbest bırakmayı kabul etti ve İran’ın iç işlerine karışmamayı garanti etti. İran Şahı, 1980 yılında ABD’den ayrılarak Mısır’a gitti ve burada hayatını kaybetti. Yaşanan rehine krizi, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın ikinci dönem başkanlık şansını yok etti ve Carter’ın ardından ABD’nin başına Ronald Reagan geçti. 

    Göstericiler Humeyni’nin ‘Casus yuvası’ olarak tanımladığı ABD elçiliğinin duvarlarına tırmanıyor

    Rehine krizi diplomatik yolla çözülmeden önce Carter yönetimi, Nisan 1980’de İran içinde “Kartal Pençesi Operasyonu” adlı bir kurtarma operasyonu denemiş olsa da bu girişim; kum fırtınası ve operasyon sırasında yaşanan hava aracı kazaları sebebiyle 8 ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan büyük bir fiyaskoya dönüştü.

    1988: 655 SEFER SAYILI UÇUŞ 

    1980’li yıllarda ABD ve İran arasındaki mevcut durumu daha da kötü hale getiren olaylar yaşandı. 1983’te, Lübnan’ın Beyrut kentindeki bir askeri üste, patlayıcı yüklü iki kamyon 241 ABD askerinin ölümüne neden oldu. ABD, yaşanan olaydan İran destekli Hizbullah’ı suçladı. Reagan yönetimi İran’ı “terör destekçisi devlet” olarak suçlamaya başladı. 1988’de ABD Donanması’na ait bir geminin Basra Körfezi’nde bir İran mayınına çarpması ve 10 denizcinin yaralanmasıyla gerilimler yeniden tırmandı. Bu olay, her iki ülkenin de birbirlerinin petrol tankerlerini hedef aldığı İran-Irak Savaşı sırasında gerçekleşti. ABD, savaş gemisinin mayına çarpmasının ardından İran’a yönelik “Peygamber Devesi Operasyonu”nu başlattı. Yapılan saldırılarda İran donanması ve İran’ın Basra Körfezi kıyısındaki petrol altyapısı hedef alındı. 

    Temmuz 1988’de bir ABD savaş gemisi; Tahran’dan Dubai’ye uçan İran Hava Yolları’na ait 655 sefer sayılı yolcu uçağına “yanlışlıkla” güdümlü bir füze fırlattı. Vurulan uçaktaki 290 kişinin tamamı hayatını kaybetti ve bu olay ABD ve İran arasındaki en büyük kırılmalardan biri oldu. 

    Lübnan’da ABD askerlerine yönelik saldırıların ardından Reagan yönetimi, esir ABD askerlerinin serbest kalması karşılığında İran’a gizli şekilde silah satışı gerçekleştirdi. Bu silah satışlarından elde edilen gelir, daha sonra Nikaragua’daki antikomünist Contra isyancılarını finanse etmek için kullanıldı. Bu olay ortaya çıktığında tarihe “İran-Contra Skandalı” olarak geçti.

    2002: İRAN ‘ŞER EKSENİ’NE DAHİL EDİLDİ 

    1990’lı yıllarda ABD; rejimi zayıflatmak, silah ve nükleer teknoloji edinimini yavaşlatmak umuduyla İran’a yönelik yaptırımları artırdı. 1995’te Clinton yönetimi İran’a tam bir petrol ve ticaret ambargosu uyguladı. Ancak 2001 yılında ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırılarının ardından tüm durum değişti. ABD, İran’ı terörü destekleyen diğer devletlerle aynı kefeye koydu. Başkan George W. Bush, 2002 yılındaki konuşmasında İran, Irak ve Kuzey Kore’yi “şer ekseni” olarak tanımladı ve İran rejimini agresif bir şekilde kitle imha silahları peşinde koşmak ve halkını baskı altında tutmakla suçladı. 

    2020: SÜLEYMANİ SUİKASTI 

    Bush’un “şer ekseni” konuşmasından aylar sonra, İran’ın uluslararası yaptırımlara ve ticaret ambargolarına rağmen, Batı hükümetlerinin silahlanma amacı taşıdığını söylediği bir nükleer programı aktif olarak sürdürdüğü ortaya çıktı. BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a uranyum zenginleştirmeyi durdurma kararı çıkmış olsa da Tahran nükleer tesisleri işletmeye devam etti. 

    Süleymani, 28 Şubat’ta ABD/İsrail saldırısı sonucunda hayatını kaybeden eski İran Dini Lideri Ali Hamaney ile oldukça yakın ilişkilere sahipti. Hameney, Süleymani’nin cenaze namazında ağlamıştı

    2015 yılında, on yıllık müzakerelerin ardından ABD; Avrupa Birliği, Çin ve Rusya ile birlikte İran’ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında cezalandırıcı ekonomik yaptırımları azaltmayı öngören Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nı (JCPOA) imzaladı. 2018’de Başkan Donald Trump, JCPOA anlaşmasından çekildi ve İran’a ağır yaptırımlar uygulanması emrini verdi. İran ise buna karşılık uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Gerilimin giderek tırmanmasının ardından 2020 yılında Trump’ın emriyle İran Devrim Muhafızları Ordusunun en önemli komutanlarından birisi olan Kasım Süleymani’ye Irak’ta suikast düzenlendi. Süleymani, ABD insansız hava araçlarının saldırısında hayatını kaybetti. 

    Süleymani’nin ölümünün ardından İran, misilleme yapmak için Irak’ta bulunan ABD üslerini füzelerle hedef aldı. İran saldırıları sırasında 8 Ocak 2020’de Tahran’dan Ukrayna’nın başkenti Kiev’e giden yolcu uçağı, İran füzeleri tarafından ‘yanlışlıkla’ hedef alındı. Yaşanan bu olayda 176 kişi hayatını kaybetti.

    2025: ‘GECE YARISI ÇEKİCİ’ OPERASYONU 

    ABD ve İran arasında mevcut savaş durumundan önceki son gerilim 2025 yılında yaşandı. Hamas’ın İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail’in Gazze ve Lübnan’ı hedef alan saldırıları savaş suçu boyutuna ulaştı. İsrail, bu saldırılar kapsamında haziran ayında İran’a yönelik saldırılar düzenledi ve bunun sonucunda İran’da çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. İran ise cevap olarak İsrail’e yönelik füze saldırılarına başladı. 12 gün süren çatışmalar, ABD’nin B-2 bombardıman uçaklarıyla İran nükleer tesislerini hedef almasının ardından yapılan ateşkesle sonuçlandı. “Gece Yarısı Çekici” adı verilen bu saldırıların ardından ilerleyen süreçte takvimler 28 Şubat 2026’yı gösterdiğinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başladı. İlk gün İran lideri Ali Hamaney ve devrimin üst düzey isimleri öldürülürken, ilerleyen günlerde de İran çok sayıda kilit kadrosunu kaybetti. İran saldırılara yine füzelerle cevap verdi ve ABD’nin bölge ülkelerindeki üslerini vurdu. Bir aylık yoğun çatışmanın ardından 7 Nisan’da girilen “kırılgan ateşkes” süreci devam ederken 14 ve 15 Haziran’da aktarılan haberlerle ABD ve İran’ın savaşı sonlandıracak kalıcı bir ateşkes için anlaştığı bilgisi paylaşıldı. ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Kazım Garibabadi de anlaşmaya varıldığını doğruladı. Sürecin nasıl sonuçlanacağını ise zaman gösterecek. 

    Post Views: 2
    Abd Genel Gün İran Şah Saldırılar

    Benzer Haberler

    Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 2. duruşma

    25 Ağustos 2026

    Sahte çay kendini nasıl ele verir? Demlikteki ve bardaktaki gizli ipuçları

    25 Ağustos 2026

    Jurassic Park’ın efsane ismi Sam Neill hayatını kaybetti!

    25 Ağustos 2026
    Leave A Reply Cancel Reply

    İlginizi Çekebilir
    Genel

    Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 2. duruşma

    By cinsaber25 Ağustos 20260

    Ümraniye’de genç futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’nın silahlı saldırıda öldürülmesine ilişkin davanın 2. duruşması başladı. Duruşmada tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu dahil 5 kişi ile tutuksuz sanık Zuhal Kalaycıoğlu’nun yargılanmasına devam edilecek.

    Jurassic Park’ın efsane ismi Sam Neill hayatını kaybetti!

    25 Ağustos 2026

    Sahte çay kendini nasıl ele verir? Demlikteki ve bardaktaki gizli ipuçları

    25 Ağustos 2026

    Buzdolabınızdaki gizli kurtarıcı! Tek bir bezle sebze ve meyveleri koruyun

    25 Ağustos 2026
    Bizi Takip Edin
    • Facebook
    • Twitter
    • YouTube
    Sizin için Seçtiklerimiz

    Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinde 2. duruşma

    25 Ağustos 2026

    Jurassic Park’ın efsane ismi Sam Neill hayatını kaybetti!

    25 Ağustos 2026

    Sahte çay kendini nasıl ele verir? Demlikteki ve bardaktaki gizli ipuçları

    25 Ağustos 2026

    Buzdolabınızdaki gizli kurtarıcı! Tek bir bezle sebze ve meyveleri koruyun

    25 Ağustos 2026

    Haber Bültenine Kaydolun

    Cinsaber'den en güncel haberleri hemen almak için haber bültenine kaydolun

    Demo
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Cinsaber, yaşama, ilişkilere, sağlığa ve aileye dair en güncel haberler, makale ve tavsiyeleri okuyucularına ulaştırmak için burada.

    Bize Ulaşın: bilgi@cinsaber.com

    Bizim Seçtiklerimiz

    Çocukluk obezitesi geleceği tehdit ediyor! Uzmandan ailelere: ‘Yasak değil, doğru alışkanlık şart’

    25 Ağustos 2026

    Bir başladı, 68 yıl hiç durmadı! Dünyanın en uzun süre hıçkıran insanı: 430 milyonu aştı

    24 Ağustos 2026

    Menopoz süreci nasıl yönetilir?

    23 Ağustos 2026
    Uyarı:

    Sitemizde yer alan haber, makale, metin ve diğer medya içeriklerinin tamamı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi tavsiyesi niteliği taşımaz.

    © 2026 Cinsaber. Tüm hakları saklıdır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.