Türkiye, Fethiye-Kaş açıklarındaki 21 bin 700 kilometrekare ve Kuzey Ege’de Çanakkale-Gökçeada arasında 1742 kilometrekare deniz alanını “Deniz ulusal parkı” duyuru etti. ’Deniz Milli Parkı” denizdeki muhakkak bölgelerde kuşağı tükenmekte olan sualtı canlılarını korumak, bilimsel çalışma yapmak gayesiyle kuruluyor. Bu alandan gemilerin geçişi de denetim altına alınıyor. Ege ve Doğu Akdeniz’deki stratejik istikrarlar açısından da değer taşıyor.
Yunanistan Türkiye’nin aldığı bu kararın “Uluslararası hukuka alışılmamış olduğunu’’ ileri sürdü ve “Komşuluk münasebetlerini zedeleyeceğini” savundu. Duyuru edilen Deniz Parkı bölgesinin Lozan’a karşın silahlandırdığı “Meis-Limni ve Semadirek adalarının arasına girdiğini” de öne sürdü.
CASUS BELLİ
Yunanistan Türkiye’nin aldığı karara karşı çıkarken, 780 milyon Euro harcayıp ‘’Ekosistemi koruma’’ gerekçesiyle 21 Temmuz 2025’te Güney Ege ve İyon Denizi’nde 2 deniz parkı duyuru etmişti. Toplam 28 bin metrekarelik bu alanlardan biri Spetses ve Milos adasının batısından İncirli adasına ve Datça yarımadasına kadar uzanıyor. Başkası İyon denizinde bulunuyor. Bu karar ile Ege’deki nüfus alanını genişleten Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarma planının hazırlığını yaptığı savunulmuştu. TBMM 1995 yılında aldığı ‘’Casus Belli’’ kararı ile 12 mili ‘’Savaş Nedeni’’ sayıyor.

YUNANİSTAN NEDEN RAHATSIZ?
‘’Mavi Vatan’’ kavramının yaratıcısı Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada iki deniz park alanı kararının olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.

Bu durumun Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki yetki alanlarımızın bilimsel araştırma, sismik faaliyet ve sondaj programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Gürdeniz, “Yunanistan bu karardan sebep rahatsız?” sorusuna da şu yanıtı verdi:
“Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı’nın coğrafyasının Meis adası ile direkt münasebeti. Yunanistan’ın Meis üzerinden ileri sürdüğü ve Seville Haritası ile şekillendirdiği deniz yetki alanı tezlerini kabul etmediğimizin devlet uygulaması ile ortaya konmasıdır. Kuzey Ege’deki deniz park alanı da Türkiye’nin karasularının ötesine uzanan kısımlar içerdiğinden, gelecekte Ege’de kıta sahanlığı ve MEB sonlandırması gündeme geldiğinde mevcut tezlerimizle ilişkili bir devlet uygulamasının modülü olarak değerlendirilecektir.”

