Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Kolombiya’nın batısında yer alan Armenia şehrinde yaşayan 70 yaşındaki üniversite profesörü Humberto Reyes için 10 Ağustos günü birçok kişi için olduğundan farksızdı. Haftanın ilk iş günü için evinden çıkmaya hazırlanan adam, eşiyle vedalaştığı sırada başlayan sarsıntıyla ilk etapta neye uğradığını şaşırdı. Reyes’in büyük bir deprem gerçekleştiğini anlaması çok uzun sürmedi. Sarsıntının şiddeti onu 1999 yılına, Kolombiya’nın Armenia kentindeki binaların yüzde 60’ını yıkan ve yaklaşık bin kişinin ölümüne neden olan 6,2 büyüklüğündeki depreme geri götürdü. Saniyeler içinde toparlanan Reyes, şehir genelinde yılda 2 kez yapılan deprem tatbikatlarını hatırladı. Eşi binanın çökmesi halinde zarar görmemek için yatağın yanında çök-kapan-tutun pozisyonu almıştı. Bunu gören Reyes, hızlı adımlarla bir dolabın yanına geçip aynı pozisyonu alarak sarsıntının sona ermesini bekledi. Sarsıntı sona erdiğinde Reyes çifti dışarıdan ambulans sesleri geldiğini duydu. Bir süre sonra tüm sesler kesilmişti. Reyes, yaşadığı şehrin durumunu merak ederken bu kez bir şeylerin farklı olduğunu düşünüyordu. Dışarı çıktığında haksız olmadığını kısa sürede anladı.

Armenia şehri 1999 yılında 6.2 büyüklüğündeki depremle sarsıldı
Pazartesi sabahı Kolombiya’nın Pasifik kıyılarını vuran 7,4 büyüklüğündeki deprem, Batı Kolombiya’da binaları yerle bir etti. En az 289 kişinin hayatını kaybettiği depremin en çok etkilediği bölgelerde doğrudan fiziksel hasarın yaklaşık 9,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Ancak tüm bu ortamda depremin merkez üssünden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki 300 bin nüfuslu Armenia şehri ön plana çıktı. Depremi ciddi şekilde hisseden şehirde hiçbir hasar tespit edilemedi. Merkez üssüne Armenia’dan daha uzak olan Cali şehrinde ise en az 95 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda bina hasar gördü.
KOLOMBİYALILAR ‘MUCİZE ŞEHİR’ DİYOR
Depremin ardından hiçbir yapının hasar almadığı Armenia şehrinde hiçbir arama kurtarma çalışması gerçekleşmedi. Ülke 7,4’lük sarsıntının travmasını yaşarken Armenia şehri kısa süre içinde “La Ciudad Milagro” (Mucize şehir) olarak anılmaya başlandı. Armenia 1999 yılında gerçekleşen 6,2 büyüklüğündeki depremde ağır hasar almıştı. Ancak yaşanan bu depremin ardından alınan önlemler, şehrin 27 yıl sonra yaşanan daha büyük bir depremden yara almadan kurtulmasını sağladı. Tam da bu sebeple 1999 depreminin ardından daha dayanıklı bir şehir inşa etmek için kolları sıvayan mühendisler ve yetkililer, Armenia şehrinin 7,4’lük depremde hiçbir hasar almamasını halkın geri kalanı gibi bir mucize olarak değil dikkatli planlama ve yeniden yapılanmanın bir sonucu olarak gördüklerini ifade etti.

Armenia
Armenia Belediye Başkanı James Padilla, depremin ardından yaptığı açıklamada, şehrin uzun bir hazırlık sürecinden geçtiğini ifade ederek “Kendimizi tam olarak böyle bir şeye hazırladık. Olası bir depremin ardından ihtiyaç duyulacak birimleri de daha aktif ve güçlü hale getirdik. Son yıllarda yaptığımız tüm tatbikatlar şehrimizi depreme karşı daha dayanıklı hale getirmek içindi.” şeklinde konuştu. Şehirde depreme karşı atılan adımlar arama kurtarma birimlerini güçlendirmek ve düzenli tatbikatlar düzenlemekten ibaret değildi. 27 yıl önce yaşanan depremin ardından önemli dersler çıkaran yöneticiler, Armenia’nın bir daha herhangi bir depremden bu kadar ağır etkilenmemesi için devasa bir dönüşüm süreci başlattı. Kolombiya’nın deprem riski konusunda en önde gelen uzmanı olan yapı mühendisi Omar Cardona, Armenia şehrinin depremde hiçbir hasar almamasını “Deprem, eski ve kötü inşa edilmiş yapıların hepsini yerle bir etti. Ama Armenia şehrinde artık böyle binalar bulunmuyor. Bu tarz binalar depremlerin her zaman tahsil etmeye geldiği bir bedeldir.” sözleriyle açıkladı.
Armenia şehri, Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birisi olan ve geçtiğimiz günlerde 27. yıl dönümü geride bırakılan 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde fay hattına yakın konumda bulunmasına rağmen ciddi bir hasar almayan Kocaeli’nin Tavşancıl ilçesini akıllara getirdi. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde fay hattına yakın olan Kocaeli’nin Tavşancıl beldesi ciddi bir hasar görmemişti. Bu durum, 1989’da belediye başkanı seçilen Salih Gün’ün bilim insanlarıyla hazırladığı imar planına dayanıyordu. Bölgede uygulanan kat sınırlaması ve kontrollü yapılaşma sayesinde belde depremi en az zararla atlattı. Benzer bir durum 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Erzin ilçesinde yaşanmıştı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde, hiç bina yıkılmayan Hatay’ın Erzin ilçesinin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu, “Kendi adıma kaçak yapılaşma konusunda hiçbir şekilde taviz vermedim. Buna rağmen yapanlar oldu. Bunlara da yeterli elemanımız olmuyor. Her şeyi takip edemeyebiliyorsunuz. Bunlara işlemlerini yaptık. Yıkım kararı aldık, savcılığa bildirdik” demişti.
‘DEPREM NE KADAR YIKICI OLURSA OLSUN BİR YOLU VAR’
Armenia’daki dönüşüm süreci 1999 depreminin yaralarının sarılmasının ardından başlatıldı. Şehrin Kolombiya ekonomisinde önemli bir yer tutan kahve tarımının yapıldığı bölgelerden biri olması sebebiyle ‘Kahve Kuşağı’nın yeniden inşa edilmesi için yaklaşık 1 milyar dolarlık bir fon oluşturuldu. Kahve Ekseni Yeniden İnşa Fonu (FOREC) adı verilen dönüşüm programı kapsamında Armenia şehri 15 bölgeye ayrılarak incelendi. Fonun genel müdürü Everardo Murillo, mühendisler ve sismologlar tarafından desteklenen dönüşüm sürecini “hızlı uygulama için yavaş planlama” olarak adlandırdı. Armenia, Kolombiya genelinde toprağın yapısını ve afet risklerini mahalle mahalle inceleyerek neresine kaç katlı bina yapılabileceğini belirleyen detaylı zemin araştırması olarak bilinen mikrozonifikasyon uygulamasının yapıldığı ilk şehir oldu. Bu çalışma sonucunda elde edilen sonuçlara göre şehirdeki imar planları yenilendi ve sorunlu olarak görülen bölgelerde yapılaşma yasaklandı.

Kolombiya genelinde deprem yönetmeliğinin güncellenmesine yönelik son adım 2010 yılında atıldı. Bu yıl yapılan düzenlemelerde binaların hafif sarsıntılarda zarar görmemesi, şiddetli sarsıntılarda ise zarar görse bile yıkılmaması amaçlandı. Ancak analistlere göre Kolombiya’daki esas problem yönetmelik kaynaklı olmaktan çok kontrolsüz yapılaşma ve denetimsizlik. Uzmanlara göre Kolombiya’da deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmeyen çok sayıda kayıt dışı yapı bulunuyor. Omar Cardona’ya göre Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki yapıların hâlihazırda yüzde 70’ini kayıt dışı inşa edilen binalar oluşturuyor. Bu durumun önüne geçilmesinin zor olduğunu belirten Cardona, insanların kayıt dışı inşa ettiği evlerin daha güvenli olabilmesi adına basit kılavuzlar hazırlıyor. Bu çalışma yapı denetim süreçlerinden geçmeyen kayıt dışı evlerin daha sağlıklı inşa edilmesini amaçlıyor.
“İnsanlar bu evleri her halükarda inşa ediyor. Ben de bu sebeple en azından daha dayanıklı evler inşa etmelerini istiyorum. Depremden sağ kurtulmak bir şans işi değildir. Bu bir mühendislik, bir bilim problemidir. Deprem ne kadar korkunç olursa olsun, binaları yıkılmaz hale getirmenin bir yolu var.” – Yapı mühendisi Omar Cardona

