Üç yıldır sürdürdüğü Milli Eğitim Bakanlığı boyunca kabinenin en tartışmalı ismi haline gelen Yusuf Tekin, reaksiyon toplayan açıklamalarına bir yenisini ekledi.
AKP’li milletvekilleri ile gerçekleştirdiği görüşmede Bakan Tekin, yeni müfredat değişiklikleri hakkında ayrıntılar paylaştı. Ders kitaplarından ‘Kurtuluş Savaşı’ sözünün de kaldırılacağını ve yerine ‘Milli Mücadele’ kavramının kullanılacağını da söyleyen Tekin, bu duruma münasebet olarak “Neyden kurtuluyoruz? Ondan evvel koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” sözlerini kullandı.

ALTAYLI’DAN TEKİN’E ZOR SORU
Gazeteci Fatih Altaylı, Tekin’in yaptığı açıklamanın büyük bir çelişki barındırdığını belirterek, bu durumu şahsî internet sitesinde yayınladığı yazısı ile eleştirdi.
Altaylı’nın yazısından öne çıkanlar şu halde:
“Atandığı gün “kabinenin yumuşak karnı” olarak nitelediğim Milli Eğitim Bakanı açıklamış.
Müfredattan ve tüm kitaplardan “Kurtuluş Savaşı” tabiri çıkarılacakmış ve yerine “Milli Mücadele” kavramı getirilecekmiş.
“Niye” diye soranlara “Neyin kurtuluşu. Aslında Osmanlı Devleti vardı” üzere zeka ile açıklanamayacak bir karşılık vermiş.
Kurtuluş Savaşı, Bakan Tekin’in anladığı gibi Osmanlı’ya karşı değil, ülkeyi işgal eden İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ordularına karşı yapıldı. Bu savaşla bunlardan “kurtulduk”.
Osmanlı’yı yıkan Kurtuluş Savaşı değil, Birinci Dünya Savaşı’dır ve yalnızca Osmanlı değil, Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu da yıkmıştır.
Cumhuriyet’in yaptığı, yıkılmış Osmanlı’ya şanına yakışır bir defin merasimidir.
Osmanlı Hanedanı, gurur duyduğumuz tarihimizin değerli bir modülüdür. Başka pek çok büyük imparatorluk üzere, tarihin gördüğü en büyük imparatorluk olan Roma üzere o da vakti dolunca tarihe karışmıştır. Osmanlı yıkılmamış olsa, bugünkü iktidar da olamazdı, Sayın Bakan herhalde bunun bile farkında değil.
Kurtuluş Savaşı yerine “Milli Mücadele” kavramı beni rahatsız etmez. Çünkü Kurtuluş Savaşı da ulusal çabanın bir modülüdür ama “Kurtuluş Savaşı denilmez esasen Osmanlı vardı” deyip akabinde “Milli Mücadele” derseniz o vakit biz de haklı olarak “Ne yani Osmanlı’yı ulusal görmüyor musunuz sayın Bakan!” diye haklı olarak sorarız.
Sayın Bakan da benim bu soruma muhtemelen yere diz çöküp bir bardak su içerek karşılık verir.”

