Kemal Kılıçdaroğlu, devletin esaslı geleneklerine ve dış siyaset anlayışına dair yaptığı son açıklamalarla dikkatleri üzerine çekti. Bilhassa kullandığı coğrafik referanslar ve “millici-kamucu” duruş vurgusu, siyasi kulislerde Devlet Bahçeli’nin üslubuna benzerliğiyle tartışılmaya başlandı.
“Dış Politika Bir Şov Alanı Değildir”
Dış politikayı “iç siyasete gereç edilecek bir gösteri alanı” olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, idarenin dış siyasetteki yaklaşımını sert bir lisanla eleştirdi. Kılıçdaroğlu bildirisinde, “Dış siyaset, tribünlere oynanacak bir yer değil; devletin varlık ve saygınlık makamıdır” sözlerini kullanarak, ülkenin bölgesel krizlerde “meze” haline getirildiğini savundu.
“Koltuk Sevdalılarına Değil, Millete Hizmet Ediyoruz”
Kendi siyasi çizgilerini “sermaye ve sömürü odaklarının projelerine eş başkanlık yapanlardan” ayırdıklarını belirten Kılıçdaroğlu, şu sözlerle meydan okudu: “Cumhuriyet Halk Partisi, masalarda delege pazarlığı yapanların değil, Türk Milleti ve Devleti’nin bağımsızlık iradesidir. Biz, koltuk uğruna değil, bu toprakların özü olarak hareket ediyoruz.”
“Altaylardan Tuna’ya Sözümüz Var”
Mesajının en dikkat çeken kısmında Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Avrupa’ya ve “Altaylardan Tuna’ya” uzanan bir coğrafik genişlikten bahseden Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin dış siyaset vizyonunu şu sözlerle tanımladı: “Bizim kelamımız; oburlarının icazetiyle değil, bu milletin öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımızın olduğu hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya kimsenin gücü yetmez.”
“O Enkazı Kaldıracağız”
“Önce Türkiye” şiarıyla “millici ve kamucu” duruşun temsilcisi olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, mevcut siyasi tabloya yönelik şu kararlı çıkışla kelamlarını noktaladı: “Bizi yapay gündemlerle tartmaya çalışanlar, evvel kendi tarihî veballerinin hesabını versin. CHP, bu devletin kurucu iradesidir. Ülkedeki enkazı kaldıracak, devlete liyakati ve yerli duruşu yine hakim kılacağız.”

