Halk TV’nin merkez binasına polis takımlarınca girilmesi, kanala kayyım atanması ve yayınlarının durdurulmasına 15 barodan ortak reaksiyon geldi. Barolar, 14 Ekim 2026 tarihli açıklamalarında uygulamanın basın ve söz özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına direkt müdahale olduğunu savundu.
Açıklamaya Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baroları imza attı.
ANAYASA VE AİHS VURGUSU
Basın özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez ögelerinden olduğunu belirten barolar, Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini hatırlattı. Açıklamada, bu özgürlüğe yönelik müdahalelerin yasallık, demokratik toplumda gereklilik ve ölçülülük prensiplerine uygun olmasının zarurî olduğu vurgulandı.
Barolar, son periyotta basın kuruluşlarına, gazetecilere ve muhalif kısımlara yönelik operasyonların artmasının, hukuksal süreçlerin muhalefeti dizayn etme ve eleştirel sesleri susturma aracı olarak kullanıldığı yönündeki tasaları derinleştirdiğini belirtti.
Bu müdahalelerin halkın farklı görüşlere ulaşma ve haber alma hakkını da tehdit ettiğini söz eden barolar, yargısal süreçlerin siyasal alanı şekillendirmek maksadıyla kullanıldığı yönündeki algının hukuka ve adalete duyulan toplumsal inancı zedelediğini kaydetti.
“İHTİYAÇ DUYULAN, FARKLI DÜŞÜNCELERİN SUSTURULDUĞU DEĞİL, ÖZGÜRCE İFADE EDİLEBİLDİĞİ DEMOKRATİK BİR ORTAMDIR”
Toplumsal barışın ve demokratikleşmenin tartışıldığı bir devirde muhalif seslerin baskı altına alınmasının ve temel hakların daraltılmasının demokratik toplumun inşası gayesiyle bağdaşmadığını belirten barolar, açıklamada şu talepte bulundu:
“Bölge Baroları olarak; basın özgürlüğüne yönelik kayyım uygulamalarını ve müdahaleleri şiddetle reddediyor, yargısal süreçlerin siyasal emellerle kullanılmamasını ve halkın haber alma hakkının garanti altına alınmasını talep ediyoruz.”
Barolar, hukukun üstünlüğünü, çoğulcu demokrasiyi ve temel hak ve özgürlükleri savunmaya devam edeceklerini bildirdi.

